İki hafta önce, görünüşte sıradan bir dökme yük gemisi Hayfa Limanı’na yanaştı. Geminin taşıdığı yük, kısa sürede uluslararası bir tartışmanın fitilini ateşledi.
Popüler Gazete'nin Haaretz'ten aktardığı analize göre Rus bayrağı taşıyan “Abinsk” adlı gemi, Ukrayna topraklarından çalınan milyonlarca dolar değerinde buğdayı İsrail pazarına getiriyordu.
Kiev yönetimi, bu ticaretten elde ettiği gelirle Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in savaşını finanse edildiğini belirterek, İsrail’i önceden uyardığını açıkladı.
Gelişmeler üzerine Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de sert bir uyarıda bulunarak, çalıntı Ukrayna tahılının uluslararası pazarlarda dolaşıma sokulmasının “savaşı dolaylı olarak desteklemek” anlamına geldiğini vurguladı.
Zelenskiy, bu tür ticaretin durdurulması için özellikle İsrail dahil tüm ülkelere çağrı yaptı.
Konu yalnızca Kiev ile Tel Aviv arasında kalmadı.
Avrupa Birliği (AB) de benzer şekilde İsrail’i ve diğer ülkeleri, işgal altındaki topraklardan gelen ürünlerin ithalatına karşı dikkatli olmaları konusunda uyardı.
AB yetkilileri, bu tür ticaretin uluslararası hukukun ihlali anlamına gelebileceğini ve yaptırımları dolaylı olarak deldiğini belirtti.
Gemi takip verileri ve uydu görüntülerine dayanan analizlere göre, 2023 yılından bu yana çalıntı Ukrayna tahılı taşıyan en az iki gemi İsrail’e ulaştı ve bunlardan en az biri yükünü boşalttı.
Aynı yıl İsrail’de faaliyet gösteren yedi geminin daha, taşıdıkları tahılın kaynağını gizlemek amacıyla şüpheli hareketlerde bulunduğu tespit edildi.
Daha da dikkat çekici olan ise Rus yetkililere ait iç kayıtlarda, İsrail’i varış noktası olarak gösteren 30’dan fazla sevkiyatın yer alması.
Yalnızca bu yıl içinde Ukrayna’dan çalınan dört tahıl yükünün İsrail’de boşaltıldığı, şüpheli bir başka geminin ise Hayfa açıklarında beklediği bildiriliyor.
Araştırma, Rusya’nın bu ticareti gerçekleştirmek için karmaşık bir kaçakçılık ağı kurduğunu ortaya koydu.
Karadeniz’de gemiden gemiye transfer (STS) yöntemiyle yapılan yüklemelerde gemiler, izlenmemek için otomatik tanımlama sistemlerini kapatıyor. Uydu görüntüleri, bu transferlerin çoğunlukla Kerç Boğazı çevresinde gerçekleştiğini gösteriyor.
İsrail’e ulaşmadan önce bazı dökme yük gemilerinin, Rusya’nın “yüzen tahıl ambarı” olarak kullandığı büyük kargo gemileriyle açık denizde buluştuğu tespit edildi.
Diğer gemilere ise işgal altındaki Ukrayna topraklarından getirilen tahıl, daha küçük gemiler aracılığıyla aktarıldı.
Bu transferler sırasında gemilerin, izlerini kaybettirmek amacıyla otomatik tanımlama sistemlerini (AIS) devre dışı bıraktığı belirlendi.
Oysa bir geminin AIS sistemini kapatması, Uluslararası Denizcilik Örgütü kurallarına göre çoğu durumda yasa dışı kabul ediliyor.
AIS sisteminin devre dışı bırakılmasının amacı, ilgili takip kuruluşlarının geminin yük aldığı yeri belirlemesini engellemekti.
Rusya, buğdayı piyasa fiyatından önemli ölçüde daha düşük fiyatlarla satıyor.
Kiev, şu ana kadar en az 15 milyon ton buğdayın çalındığını iddia ediyor.
Elde edilen belgeler, bu sistemin zamanla daha organize hale geldiğini gösteriyor.
Başlangıçta işgal altındaki limanlardan doğrudan yapılan sevkiyatlar uluslararası baskı nedeniyle başarısız olunca, Rusya daha karmaşık bir yöntem geliştirdi.
Buna göre çalınan Ukrayna buğdayı, Rus buğdayıyla karıştırılıyor, küçük gemilerle taşınıyor ve açık denizde büyük gemilere aktarılıyor.
2022 yılının başlarında, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinden önce, iki ülke birlikte dünyanın buğday arzının üçte birinden sorumluydu.
Savaşın başlamasının ardından, Rusya'nın Ukrayna limanlarına uyguladığı deniz kuşatması nedeniyle Ukrayna'nın buğday ihracatı önemli ölçüde azaldı.
Kuşatmaya ek olarak, Rus güçleri güney ve doğu Ukrayna'daki geniş buğday yetiştirme alanlarını işgal ederek büyük miktarda tahıl ele geçirdi.
O zamandan beri, birçok uluslararası araştırma raporu, Rusya'nın Ukrayna'dan çalınan buğdayı deniz yoluyla -çoğunlukla Suriye ve İran'a- ihraç ettiğini gösterdi.
Haaretz, Ukrayna'daki işgal altındaki topraklardan Rus idaresine ait resmi belgeleri ele geçirdi.
Belgelere göre, savaşın başlarında Rusya, Ukrayna buğdayını işgal altındaki Ukrayna limanları üzerinden "buğdayın kaynağını gizlemeden" ihraç etmeye çalıştı.
Ancak bu plan, uluslararası eleştiriler ve gemi sahiplerinin işgal altındaki limanlara yanaşmayı reddetmesi nedeniyle başarısız oldu.
Çözümlerden biri, Rus şirketlerinin Ukraynalı çiftçilerden buğday satın almasına, demiryolu ve kamyonlarla Rusya'ya taşımasına ve oradan da Rus buğdayıyla karıştırarak uluslararası pazara ihraç etmesine izin vermekti.
Ayrıca, Rus yetkililer, Rus limanlarındaki depolardan denize ve oradan da müşterilere götürecek gemilere buğday transferi için küçük gemilerin kullanımını düzenleyen bir protokol oluşturdu.
Tüm kaçakçılık mekanizması, buğdayın kaynağının gizli tutulmasına bağlıydı.
Sonuç olarak ortaya çıkan tablo, Rusya’nın yalnızca askeri sahada değil, küresel ticaret ağları içinde de çok katmanlı bir strateji izlediğini gösteriyor.
Ukrayna’dan çalındığı iddia edilen tahılın karmaşık bir lojistik ağ üzerinden dünya pazarlarına ulaştırılması, hem yaptırımların etkinliğini hem de uluslararası ticaretin denetim mekanizmalarını yeniden tartışmaya açıyor.