İran'nın iç ve dış politikasını anlamak için Devrim Muhafızları’nı anlamak zorunlu.
Bu yapı yalnızca bir askeri örgüt değil, ideolojik, ekonomik, güvenlikçi ve bölgesel bir güç merkezi olarak İran rejiminin omurgasını oluşturuyor.
İran’ın nükleer programından bölgesel vekil savaşlarına, protestoların bastırılmasından büyük altyapı ihalelerine kadar pek çok kritik alanda belirleyici olan Devrim Muhafızları, son yıllarda Batı’nın yaptırımları ve İsrail’le artan gerilimler nedeniyle daha da görünür oldu.
Popüler Gazete'nin Jon Gambrell imzalı analizden aktardığına göre İran Devrim Muhafızları, ülkenin teokrasisi içinde kuvvetli bir güç haline geldi.
Söz konusu güç, Avrupa Birliği'nin, İran'daki ülke çapındaki protestolara yönelik kanlı baskıdaki rolü nedeniyle terör örgütü listesine almasıyla yeniden gündeme geldi.
Devrim Muhafızları, İran'ın 1979 İslam Devrimi'nden doğan ve mollalar tarafından yönetilen hükümeti korumayı amaçlayan bir güç olarak ortaya çıktı ve daha sonra anayasaya dahil edildi.
İran'ın silahlı kuvvetlerine paralel olarak faaliyet gösteren Devrim Muhafızları, 1980'lerde Irak ile yaşanan uzun ve yıkıcı savaş sırasında önem ve güç kazandı.
Devrim Muhafızları’nın bugünkü gücü üç ana sütuna dayanıyor: ideoloji, ekonomi ve güvenlik.
1980–88 İran-Irak Savaşı, Devrim Muhafızları için kurucu bir deneyim oldu. Savaş sırasında cephede sivillerden milis toplayarak hem insan kaynağını hem de toplumsal meşruiyetini genişletti.
Savaş sonrasında dağılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasına rağmen, Dini Lider Ali Hamaney, bu güce özel sektöre yayılma yetkisi vererek, gelişmesine olanak sağladı.
Hamaney’in liderliği altında yalnızca askeri bir yapı olmaktan çıkarak “devlet içinde devlete" dönüştü.
Devrim Muhafızları, Khatam al-Anbia adında devasa bir inşaat şirketi işletiyor ve ayrıca yol yapımı, liman işletmeciliği, telekomünikasyon ağlarının yönetimi ve hatta lazer göz ameliyatı hizmeti sunan firmaları da bulunuyor.
Özelleştirme süreçlerinde pek çok stratejik sektörün kontrolünü aldı, yaptırımlar altında kalan İran ekonomisinde alternatif ticaret ağları kurdu.
Ayrıca Kudüs Gücü üzerinden Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen’de silahlı gruplar inşa ederek bölgesel nüfuzunu artırdı.
Bu sayede hem rejimin iç güvenlik sigortası hem de dış politikanın uygulayıcısı haline geldi.
Devrim Muhafızları için dış operasyonlar hayati önem taşıyor.
Devrim Muhafızları'nın yurtdışı kolu Kudüs Gücü, İran'ın İsrail ve ABD'ye karşı "Direniş Ekseni" olarak tanımladığı yapının oluşturulmasında kilit rol oynadı.
Suriye'nin eski Devlet Başkanı Beşşar Esed'i, Lübnan'daki Hizbullah grubunu, Yemen'in Husi isyancılarını ve bölgedeki diğer grupları destekledi.
2003'te ABD önderliğindeki Irak işgalinin ardından güç kazandı.
Devrim Muhafızları'nın istihbarat biriminin, yabancıların tutuklanmasıyla bağlantılı olduğu da düşünülüyor.
Öte yandan İsrail ile savaş, Devrim Muhafızları üzerinde yeni bir baskı oluşturuyor.
Devrim Muhafızları'nın özenle oluşturduğu "Direniş Ekseni", 7 Ekim 2023'te Gazze'de savaşın patlak vermesiyle büyük bir meydan okuma ile karşılaştı.
Hamas'ın, İran tarafından desteklenen gruplar arasında yer aldığı iddia edilirken, İsrail, Hizbullah'ı büyük ölçüde zayıflattı. Yemen'deki Husileri defalarca hedef aldı.
Suriye'de Esed hükümeti Aralık 2024'te düştü, bu durum Tahran ve Devrim Muhafızları için önemli bir müttefikin kaybı anlamına geldi.
Haziran ayında İsrail, İran'ı hedef alan büyük hava saldırısının ilk gününde, Devrim Muhafızları'nın üst düzey generallerini öldürdü.
İsrail saldırıları ayrıca balistik füze rampalarını ve fırlatma rampalarını, ayrıca Devrim Muhafızları tarafından kullanılan hava savunma sistemlerini de imha etti.
Devrim Muhafızları bugün yalnızca İran’ın askeri gücü değil, rejimin siyasal bekasının, ekonomik düzeninin ve bölgesel stratejisinin temel direği haline geldi.
Ancak İsrail’le artan çatışmalar, Suriye’de Esed'in düşüşü ve içerdeki protestolar, bu yapıyı aynı anda hem dış baskı hem de iç meşruiyet kriziyle karşı karşıya bırakıyor.
Bu nedenle Devrim Muhafızları’nın geleceği, yalnızca İran’ın değil, tüm Ortadoğu’nun güvenlik mimarisini belirleyecek kritik bir faktör olmaya devam ediyor.