ads
DOLAR 47.20 ₺
EURO 53.95 ₺
STERLIN 63.53 ₺
G.ALTIN 6,180.46 ₺
Ç.ALTIN 9,932.63 ₺
BTC 64,716.94 $
ETH 1,873.78 $
BİST 0.00
    SON DAKİKA

    Türkiye-İsrail ilişkileri nasıl bozuldu?

    SiyasetÇeviri Haberler
    Yayınlama: 20 Temmuz 2026 Pazartesi 20:21 Kaynak: Haber Merkezi

    Her iki taraf da birbirini stratejik tehdit olarak değerlendirse de, bugüne kadar doğrudan askeri çatışmadan kaçınıldı.

    Türkiye-İsrail ilişkileri nasıl bozuldu?

    Türkiye ile İsrail arasında son dönemde hızla yükselen siyasi ve diplomatik gerilim, bölgesel güvenlik açısından en dikkatle izlenen konulardan biri haline geldi.

    İki ülke arasındaki sert söylemler, doğrudan silahlı çatışma ihtimalinin dahi tartışılmasına yol açarken, olası bir gerilimin en muhtemel sahaları olarak Suriye ve Doğu Akdeniz öne çıkıyor.

    Popüler Gazete'nin Ömer Onhon imzalı analizden aktardığına göre her iki taraf da birbirini stratejik tehdit olarak değerlendirse de, bugüne kadar doğrudan askeri çatışmadan kaçınıldı.

    Bunda kısmen ABD Başkanı Donald Trump'ın arabuluculuk rolünün de payı var.

    Trump, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yakın ilişkilere sahip.

    Trump'ın NATO Zirvesi kapsamında Ankara'ya gerçekleştirdiği ziyaret ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kamuoyu önündeki dostane tavır İsrail yönetiminde rahatsızlık yarattı.

    Netanyahu'nun zirve öncesinde CNN'e verdiği röportajda Türk hükümetini "Müslüman Kardeşler'in etkisi altındaki İsrail karşıtı bir yapı" olarak nitelendirdi.

    Trump'a da, Türkiye'ye F-35 savaş uçağı satışının bölgedeki askeri dengeyi bozabileceği uyarısında bulundu.

    Netanyahu'nun ofisinin açıklamasına göre, 9 Temmuz'da Trump ile yapılan telefon görüşmesinde de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İsrail'e yönelik açıklamaları gündeme getirildi.

    Gerilimin merkezinde Gazze, Hamas ve Suriye var

    Türkiye ile İsrail arasındaki anlaşmazlıkların temelinde Filistin meselesi, Gazze'deki saldırılar ve Hamas'a ilişkin farklı yaklaşımlar bulunuyor.

    Suriye de iki ülke arasındaki en kritik rekabet alanlarından biri olarak öne çıkıyor.

    Türkiye kuzeyde, İsrail ise güneyde Suriye ile sınır paylaşırken, İsrail ülkedeki nüfuzunu artırmaya çalışıyor.

    İsrail Enerji Bakanı Eli Cohen'in, Türkiye'nin Suriye'de askeri olarak kalıcı hale gelmesini engellemek gerektiği yönündeki açıklamaları dikkat çekti.

    Doğu Akdeniz ve yeni ittifaklar

    İsrail'in Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile geliştirdiği güvenlik iş birlikleri, Ankara tarafından çevreleme politikası olarak değerlendiriliyor.

    Son dönemde Yunanistan ve İsrail'in Ege Denizi'nde gerçekleştirdiği ortak askeri tatbikatlar da bu algıyı güçlendirdi.

    Washington'da ise İsrail ve Yunan lobileri, Türkiye'ye gelişmiş Amerikan savunma sistemleri satılmaması yönünde Kongre nezdinde girişimlerini sürdürüyor.

    Aynı dönemde İsrail'in Türkiye sınırına yakın bölgelerde faaliyet gösteren silahlı Kürt gruplarına destek verdiği yönündeki iddialar da gündemde.

    Seçim hesapları gerilimi etkiliyor

    Kasım ayında hem ABD hem de İsrail'de yaşanacak seçim süreci, tarafların söylemlerini doğrudan etkiliyor.

    Trump'ın görev süresi devam etse de Demokratların Kongre'de güç kazanma ihtimali Cumhuriyetçiler açısından risk oluşturuyor.

    İsrail'de ise Netanyahu'nun, 7 Ekim 2023 saldırılarından sonra yapılacak ilk seçimde iktidarı kaybetme ihtimali bulunuyor.

    Bu nedenle güvenlik politikaları ve dış tehdit söylemi, seçim atmosferinde daha fazla öne çıkarıldı.

    İsrail'in son dönemde Gazze, Suriye, Lübnan, Yemen ve İran'a yönelik operasyonlarını sürdürmesine rağmen, siyasi söylemlerde Türkiye giderek "yeni tehdit" veya bazı çevreler tarafından "yeni İran" olarak gösterilmeye başlandı.

    Ancak Türkiye'nin NATO üyesi olması, ABD'nin müttefiki konumunda bulunması ve güçlü askeri kapasitesi nedeniyle kısa vadede doğrudan askeri çatışmanın düşük ihtimal olduğu düşünülüyor.

    Buna karşın, taraflar arasında yaşanabilecek olası bir yanlış hesaplama veya istem dışı temasın ciddi risk oluşturabileceği vurgulanıyor.

    Tarihsel ilişkiler ve ortak geçmiş

    Türkiye ile İsrail arasında tarihsel anlamda köklü bir düşmanlık bulunmuyor.

    Türk toplumunun mevcut İsrail hükümetinin politikalarına tepki göstermesi Yahudi karşıtlığı olarak değerlendirilmezken, bunun daha çok Filistin halkına verilen destekten kaynaklandığı ifade ediliyor.

    Türk-Yahudi ilişkileri yüzyıllara dayanırken, 1492 yılında Osmanlı Devleti, İspanya'dan sürgün edilen Sefarad Yahudilerine kapılarını açtı.

    İkinci Dünya Savaşı sırasında Türk diplomatlar, binlerce Yahudi'nin hayatını kurtardı ve Türkiye 1949 yılında İsrail'i tanıyan ilk Müslüman ülke oldu.

    1990'lı yıllarda iki ülke arasında askeri iş birliği gelişti, İsrail savaş pilotları Türkiye'de eğitim aldı ve her yıl yüz binlerce İsrailli turist Türkiye'yi ziyaret etti.

    İlişkiler Mavi Marmara sonrası bozuldu

    AK Parti'nin 2002 yılında iktidara gelmesinin ardından zaman zaman diplomatik krizler yaşansa da, ilişkiler uzun süre karşılıklı ziyaretler ve ekonomik iş birlikleriyle sürdü.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Holokost döneminde Yahudileri kurtaran kişilere verilen uluslararası bir ödüle layık görüldü.

    İlişkilerde en büyük kırılma ise 2010 yılında İsrail komandolarının Gazze ablukasını delmek amacıyla yola çıkan Mavi Marmara gemisine uluslararası sularda düzenlediği baskında Türk vatandaşlarını öldürmesiyle yaşandı.

    Eylül 2023'te ABD'nin arabuluculuğuyla Erdoğan ve Netanyahu, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında yeniden bir araya geldi, ancak yalnızca bir ay sonra Gazze'de başlayan geniş çaplı saldırılar ilişkileri yeniden en düşük seviyeye indirdi.

    Sert açıklamalar ve diplomatik kopuş

    Gazze savaşının ardından iki ülke arasındaki söylemler daha da sertleşti.

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail'in "insanlığın artık taşıyamayacağı bir yük haline geldiği" yönündeki açıklamasına, İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar sert tepki gösterdi.

    Türkiye'den yapılan bazı açıklamalar, İsrail tarafından ülkenin varlığına yönelik tehdit olarak yorumlandı.

    İki ülke büyükelçilerini geri çekti ve doğrudan diplomatik temasların durdu, buna karşın istihbarat kanalları iletişimini sürdürdü.

    Mevcut tablo, Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin son yılların en gergin dönemlerinden birine işaret ediyor.

    İlk Yorumu Sen Yaz
    code