Trump'ın Maduro operasyonu İran'da uygulanabilir mi? pic.twitter.com/2wPH1uR8IA
— Popüler Gazete (@populergazeteTR) January 11, 2026
Venezuela’da yaşanan son gelişmelerin ardından, uluslararası kamuoyunda giderek daha yüksek sesle dile getirilen bir soru yeniden gündeme geldi: Benzer bir model İran’da da uygulanabilir mi?
Yani rejim tamamen çökmeden, iktidardaki isim değişir; daha ılımlı bir figür öne çıkar ve dünya, yeni bir İran versiyonunu kabullenir mi?
Popüler Gazete'nin Mehdi Parpanchi imzalı analizden aktardığına göre bu senaryo, siyaset literatüründe “rejimin kabuk değiştirmesi” olarak tanımlanıyor.
Buna göre rejimin özü korunurken, sert ve aşırılıkçı katmanlar tasfiye ediliyor; rejim daha yumuşak bir yüzle yoluna devam ediyor.
Siyasette hiçbir şey imkansız değil, ancak bu yaklaşımın temel bir sorunu var: İran, Venezuela değil.
Venezuela’da derin yapısal yolsuzluk, rant ekonomisi ve iktidar tekeli bulunsa da, ülkenin siyasi sistemi güvenlik-ideolojik ve ulusötesi bir doktrin üzerine kurulu değil.
Güç dengeleri değiştiğinde, sadakatlerini ve koalisyonlarını yeniden tanımlayabilen, büyük ölçüde mafyatik özellikler taşıyan bir iktidar yapısından söz ediliyor.
İran’da ise tablo köklü biçimde farklı. Son 40 yılda İran, merkezinde Devrim Muhafızları’nın yer aldığı karmaşık bir güvenlik-ideolojik güç makinesi inşa etti.
Bu yapı yalnızca rejimin bir aracı değil; bizzat kendisi konumunda.
Devrim Muhafızları, Kudüs Gücü, paralel istihbarat ağları ve bölge ülkelerine yayılmış vekil güçler, son derece sofistike ve çok katmanlı bir iktidar mimarisi oluşturuyor.
Bu nedenle sorun, rejimin “kabuğu” değil; o kabuğun içindeki yapının ta kendisi.
Hamaney’in sahneden çekilmesiyle bu örgütsel kültürün ortadan kalkması beklenmiyor. Zira rejimin mirası yalnızca lider kadroyla sınırlı değil.
40 yılı aşkın sürede, güvenlik bürokrasisinin farklı kademelerinde yer alan binlerce kişi; Irak, Suriye, Lübnan, Yemen, Afganistan ve Pakistan gibi ülkelerdeki müttefik yapılarla ortak operasyonlar yürüttü, krizleri birlikte yönetti ve ortak bir stratejik hafıza oluşturdu.
Buna ek olarak, füze ve nükleer programlar etrafında şekillenen teknik, kurumsal ve çıkar temelli bir yapı da söz konusu.
Bu ağ, yıllar içinde inşa edilen ilişkiler, karşılıklı bağımlılıklar ve ortak çıkarlar sayesinde kendini yeniden üretebilen bir mekanizma haline geldi.
Analize göre böyle bir rejim, tek bir ismin ya da dar bir grubun tasfiyesiyle çözülemez.
Vekalet savaşları yürüten ağlar, lider değişimiyle işlevsizleşmez; füze ve nükleer programları ayakta tutan çok katmanlı yapı da aniden ortadan kalkmaz.
Aksine, iktidarın tepesinde yaşanacak bir “kabuk değişimi”, bu mekanizmanın küçük ayarlamalarla yoluna devam etmesine neden olur.
İran rejiminde “tepedeki kişi”, devasa bir güç piramidinin yalnızca tepe noktasıdır. Bu piramit, tepedeki ismin değişmesi halinde dahi sistemin işleyiş mantığını koruyacak şekilde tasarlanmıştır.
Bu mantık; nükleer ve füze programlarının sürdürülmesi, insansız hava araçlarının geliştirilmesi, bölgesel vekalet ağlarının genişletilmesi, Batı ve ABD karşıtı siyasi kimliğin korunması ve her türlü reform ihtiyacının önüne yapısal güvenliğin konulması gibi temel ilkelere dayanır.
Bunlar taktik pazarlık alanları değil; rejimin varoluş kodlarıdır.
Bu çerçevede, “ılımlı bir general” ya da “uzlaşmacı bir lider”in ortaya çıkıp sistemi dönüştürebileceği yönündeki beklenti, gerçekçi bir olasılıktan çok siyasi bir hayal olarak değerlendiriliyor.
Bu yapının içinden gelip zirveye taşınan her aktör, kaçınılmaz olarak aynı çerçeve içinde hareket etmek zorunda kalacaktır.
İran ile Venezuela’yı karşılaştırmak, temelde birbirinden farklı iki yapıyı kıyaslamak anlamına geliyor.
Venezuela’da yapı korunarak koalisyonlar değiştirilebilirken, İran’da krizin kaynağı bizzat yapının kendisi olarak görülüyor.
Bu nedenle, "kabuk değiştirme" senaryosu sorunu çözmez.
İran halkının ve uluslararası toplumun rejimle ile yaşadığı sorun, lider değişikliğiyle giderilemez.
Bu rejimi kuran aktörler var oldukça, kriz de kendini yeniden üretecektir.
Kalıcı bir çözüm ancak bu yapının yerini, farklı niteliklere sahip bir rejim ve yeni aktörlerin almasıyla mümkün olabilir.