ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun yakalanmasına yol açacak bilgi için 50 milyon dolar ödül açıkladı.
Popüler Gazete’nin Tyler Hicks imzalı analizine göre, bu rakam ABD hükümetinin şimdiye kadar sunduğu en yüksek ödüllerden biri.
Ancak uzmanlar, ödülün Maduro’nun devrilmesine yol açıp açmayacağı konusunda şüpheci; stratejinin ters tepebileceği ve Venezuela’da daha fazla istikrarsızlığa neden olabileceği uyarısında bulunuyor.
Bu adım, Trump ile Maduro arasında uzun süredir devam eden çekişmenin son kıvılcımlarından biri olarak görülüyor.
Trump, başkanlık dönemi boyunca Venezuela’da rejim değişikliğini hedefledi. 2017’de Maduro’nun “demokrasiyi baltaladığı” gerekçesiyle yaptırımlar uygulandı.
2019’da ise muhalefet lideri Juan Guaido’nun cumhurbaşkanlığı iddiası tanındı. Trump yönetimi, Maduro’yu yakalamak için önce 15 milyon dolar, Venezuela savunma bakanı ve Yüksek Mahkeme başyargıcı için de milyonlarca dolarlık ödüller açıkladı.
Eski Başkan Joe Biden döneminde ödül 25 milyon dolara yükseltildi, Trump’ın ikinci dönem dönüşünde ise tarihi zirveye ulaştı.
ABD, aynı zamanda Karayipler’de askeri varlığını artırdı ve Venezuela’dan uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı iddia edilen tekneleri hedef aldı.
İki ülke arasındaki gerginlik son yılların en yüksek seviyesinde.
Uzmanlar, ABD’nin geçmiş örneklerini referans göstererek, ödüllerin tek başına rejim değişikliği sağlamada etkili olmadığını belirtiyor.
Illinois Üniversitesi siyaset bilimi profesörü Downes, Panama'yı uzun süre yöneten askeri diktatör Manuel Noriega ve Irak’taki Saddam Hüseyin örneklerini vererek, “Sıfır başarı” dedi.
Bu tür ödüllerin kendi başına sonuç doğurmadığını ekledi.
ABD’nin Maduro’ya yönelik ödül stratejisi, geçmiş örnekler ışığında ciddi soru işaretleri barındırıyor.
Uzmanlar, tek başına para ödüllerinin bir devlet liderini devirmede etkili olmadığını, çoğu zaman yerel dinamikler ve askeri operasyonlar olmadan başarısız kaldığını belirtiyor.
Uzmanlar, ödüllerin çoğu zaman yalnızca propaganda aracı olarak kaldığını vurguluyor.
Venezuela özelinde, Maduro’nun ani devrilmesi kaotik bir güç boşluğu yaratabilir, ekonomik ve siyasi krizleri derinleştirebilir.
İstikrarsızlık, göç dalgalarını ve komşu ülkelerdeki sosyal ve ekonomik baskıları artırabilir; ayrıca uyuşturucu kaçakçıları, isyancı gruplar ve diğer devlet dışı aktörlere alan açabilir.
Ödülün çekici görünmesine rağmen, sahadaki riskler ve olası yan etkiler, stratejinin başarı olasılığını ciddi biçimde düşürüyor.
Ödülün Maduro’nun işine yarayabileceği ihtimali de mevcut; zira Venezuela hükümeti, ABD’yi Latin Amerika’da “emperyalizm” yapmakla suçluyor ve ödülü bunun kanıtı olarak gösteriyor.
ABD’nin Maduro’ya yönelik 50 milyon dolarlık ödül stratejisinin sahadaki uygulamaları, ödüllerin tek başına başarı getirmediğini gösteriyor.
Örneğin 2020 yılında eski Yeşil Bereli Jordan Goudreau, Venezuela’ya sızarak bir ayaklanma başlatmak için Venezuelalı asker kaçakları ve ABD gazilerinden oluşan bir grup örgütledi.
Operasyon, Trump’ın ödül açıklamasından kısa bir süre sonra gerçekleşti ve paranın motivasyon unsuru olduğu belirtildi. Ancak girişim felaketle sonuçlandı, en az altı kişi öldü, düzinelerce kişi tutuklandı.
Venezuela hükümeti, tutukluları televizyonda teşhir ederek olayı yabancı destekli bir paralı asker komplosu olarak sundu.
Benzer şekilde, ABD İç Güvenlik Bakanlığı’nın Maduro için çalışan pilot Bitner Villegas’ı ikna etme girişimi de başarısızlıkla sonuçlandı.
Trump’ın ödülü, muhalefet için slogan olarak kullanılsa da, sahadaki pratik sonuçlar sınırlı kaldı.
ABD’nin Maduro’ya yönelik 50 milyon dolarlık ödül stratejisi, tarihsel örnekler ve sahadaki başarısız girişimler ışığında, tek başına rejim değişikliği sağlamaya yetmeyen, sembolik ve riskli bir politika aracı olarak öne çıkıyor.
Bu nedenle strateji, yalnızca Maduro üzerinde baskı kurmayı hedefleyen kısa vadeli bir teşvik olmanın ötesine geçemiyor ve uzun vadede hem Venezuela hem de bölge için beklenmedik riskler barındırıyor.
Ödül koymadaki amaç, Maduro ve Venezuela hükümetine baskı uygulamak, ABD’nin bölgesel ve uluslararası sahnedeki etkisini göstermek ve sert dış politika mesajı vermek.
Kısacası, Trump’ın Maduro ödülü, sahada doğrudan sonuç yaratmasa da sembolik bir güç gösterisi, diplomatik baskı ve siyasi imaj yönetimi aracı olarak işliyor.
Ödül, hem iç siyasette hem de uluslararası arenada ABD’nin kararlılığını ve etkisini vurgulamayı hedefliyor.