DOLAR 43.50 ₺
EURO 51.62 ₺
STERLIN 59.60 ₺
G.ALTIN 6,788.96 ₺
Ç.ALTIN 12,225.87 ₺
BTC 78,810.48 $
ETH 2,452.45 $
BİST 0.00

    Pakistan ve Taliban neden savaşıyor?

    SiyasetDünyaÇeviri Haberler
    Yayınlama: 18 Ekim 2025 Cumartesi 19:16 Kaynak: Haber Merkezi

    Pakistan ve Taliban neden savaşıyor?

    Afganistan’da Taliban yönetimi ile Pakistan arasında 48 saatliğine sağlanan ateşkes, dünyanın en kırılgan sınırlarından birinde geçici ve tedirgin bir sessizlik yarattı.

    Popüler Gazete'nin Zia Ur Rehman imzalı analizden aktardığına göre bu kısa ara, bölgede yıllardır süregelen şiddet döngüsünün sona erdiğine değil, yalnızca yeniden başlayacağına dair bir işaret olarak görülüyor.

    Sömürge döneminden kalma Durand Hattı boyunca son günlerde yaşanan çatışmalar, sıradan sınır ihlallerini aşarak sistematik bir güvenlik krizine dönüştü.

    Görgü tanıkları, Spin Boldak-Chaman hattında küçük çaplı çatışmaların, konvansiyonel bir savaşı andıran ölçekte tırmandığını belirtiyor.

    Analistler, bu tırmanışın kökeninde Pakistan’daki militan hareketlerin yeniden canlanması ve Taliban yönetiminin bu gruplar üzerindeki etkisizliğinin yattığını belirtiyor.

    ABD’nin 2021’de Afganistan’dan çekilmesi ve Taliban’ın iktidara dönüşü, İslamabad’ın uzun yıllar “stratejik kazanım” olarak gördüğü bir gelişmeyi güvenlik sorununa dönüştürdü.

    Kabil’deki Taliban yönetiminin, Pakistan topraklarında yüzlerce saldırıdan sorumlu tutulan yasaklı Tehrik-i Taliban Pakistan (TTP) militanlarını barındırdığı yönündeki iddialar bu krizin merkezinde yer alıyor.

    Küresel Terörizm Endeksi’ne göre Pakistan, Burkina Faso’nun ardından dünyada terörden en çok etkilenen ikinci ülke konumunda.

    Taliban'ın dönüşü

    Taliban’ın 2021’de Kabil’e geri dönmesi, bölge genelinde radikal grupları cesaretlendirdi.

    TTP ve IŞİD-Horasan’ın yanı sıra Beluç Kurtuluş Ordusu (BLA) gibi etnik ayrılıkçı örgütler de yeniden sahneye çıktı.

    2014 sonrası askeri operasyonlarla zayıflayan militan ağlar, hızla yeniden örgütlendi.

    TTP, El Kaide’nin yerel kollarını bünyesine kattı ve Pakistan’ın kuzeybatısında saldırılarını yoğunlaştırdı.

    Pakistan Barış Araştırmaları Enstitüsü’ne göre, 2024 itibarıyla ülkedeki terör saldırıları 2015’ten bu yana en yüksek seviyeye ulaştı.

    TTP, 2021’den itibaren İslamabad’ın en büyük iç tehdidi haline geldi.

    Artan suikastlar, pusular ve intihar saldırıları, Pakistan’ın en kanlı yıllarını hatırlatıyor.

    Aynı dönemde Taliban yönetimi tarafından Afganistan’dan çıkarılan IŞİD unsurları, Pakistan’ın kuzeybatısında yeni üsler kurdu.

    Taliban’ın Afganistan’daki baskıları, çok sayıda savaşçıyı sınırın ötesine itti ve IŞİD-Horasan bu boşluğu hızla doldurdu.

    Bu grup, Taliban yanlısı partilere, hükümet yetkililerine ve dini azınlıklara yönelik çok sayıda saldırı gerçekleştirdi.

    Taliban ideoloji ile hayatta kalma arasında sıkıştı

    Artan gerilim, Taliban yönetimi açısından stratejik bir ikilem doğurdu.

    Kabil yönetimi, TTP’yi dizginleyerek Pakistan’ın taleplerini karşılamakla, kendi savaşçıları arasında bir bölünme riski yaratmak arasında sıkışmış durumda.

    Resmi olarak Taliban, yabancı militanları barındırmadığını söylese de, yetkililer özel görüşmelerde TTP’ye yönelik herhangi bir askeri operasyonun iç isyana yol açabileceğini kabul ediyor.

    Ancak asıl engel ideolojik.

    Analistler, TTP’nin Taliban’la ortak ideoloji, kabilesel bağlar ve yıllarca süren savaş geçmişiyle “aynı kökten gelen bir yapı” olduğunu vurguluyor.

    Afgan gazeteci Şebbir Ahmed’e göre, Taliban TTP’yi bir terör örgütü olarak değil, “ideolojik akraba ve tarihsel müttefik” olarak görüyor.

    TTP savaşçıları, geçmişte ABD güçlerine karşı Afgan Taliban’ının yanında savaşmış, bu da iki yapı arasında güçlü bir kardeşlik duygusu yaratmıştı.

    İslamabad'ın sert çizgisi 

    Kabil’in TTP’yi dizginleme konusundaki isteksizliği, İslamabad’ı daha agresif bir çizgiye itti.

    Pakistan ordusu, militanların saklandığı öne sürülen Afgan bölgelerine hava saldırıları düzenlemeye başladı.

    İslamabad’daki yetkililer bu yaklaşımı “karşılıklı caydırıcılık doktrini” olarak tanımlıyor: Afgan topraklarından gelen her saldırı, sınır ötesi misillemeyle yanıtlanacak.

    Buna ek olarak Pakistan, Eylül 2023’ten itibaren bir milyondan fazla belgesiz Afgan göçmeni sınır dışı etti.

    Bu adım, uluslararası alanda tepki çekse de İslamabad, bunu “egemenlik hakkı” olarak savundu.

    Aynı dönemde Spin Boldak-Çaman kapısında vize kısıtlamaları getirildi, Afganistan’a yönelik transit ticaret sıkılaştırıldı.

    Gerginliğin yeniden tırmanması, Ekim ayında Pakistan güvenlik güçlerine yönelik saldırılar ve Afganistan’ın Paktika bölgesinde pazar yerine düzenlenen bombalı saldırılarla başladı.

    Taliban, bu olaylardan Pakistan’ı sorumlu tuttu; İslamabad ise suçlamaları reddetti. Ardından Taliban, Pakistan sınır karakollarına misilleme saldırıları düzenledi.

    Katar ve Suudi Arabistan’ın arabuluculuğuyla sağlanan ateşkes, birkaç gün içinde yeniden bozuldu.

    15 Ekim’de Pakistan, ateşkesin ilanından saatler önce Taliban’ın siyasi merkezi Kandahar’a hava saldırısı düzenledi.

    Kabil merkezli bir gazeteciye göre, bu saldırılar Taliban’a halk desteği kazandırdı.

    Belirsiz son oyun

    Pakistan için batı sınırında süregelen çatışma, ekonomik kriz ve iç istikrarsızlıkla birleştiğinde ciddi bir risk oluşturuyor.

    Analistler, İslamabad’ın uzun ve maliyetli bir savaşa sürüklenme olasılığına dikkat çekiyor.

    Belucistan Üniversitesi’nden Dost Muhammad Barrech’e göre, Taliban konvansiyonel savaşta zayıf olabilir; ancak asimetrik savaşta yıllarca ABD’ye direndi.

    Bu da Pakistan’a karşı TTP’yi desteklemesini anlaşılır kılıyor.

    Afganistan’ın sınırlı askeri kapasitesi, Pakistan’ın teknolojik üstünlüğü karşısında yetersiz kalsa da, Taliban’ın TTP ve kendi savaşçılarını Pakistan topraklarında intihar saldırıları için seferber etme potansiyeli ciddi bir tehdit oluşturuyor.

    Bölgesel gözlemciler, iki tarafın da krizi çözmek yerine kontrol altında tutmaya çalıştığı konusunda hemfikir.

    Pakistan için bu tırmanış, kırılgan ekonomiyi daha da zorlayabilir.

    Taliban açısından ise misilleme, içerde “direniş gücünü koruma” mesajı taşıyor. Ancak uzmanlar, Kabil’in TTP’nin varlığını resmen tanıyıp ona karşı harekete geçmedikçe, İslamabad’ın güvenlik endişelerinin süreceği görüşünde.

    Sonuç olarak, 48 saatlik ateşkes kalıcı barıştan çok, patlamaya hazır bir sınırda geçici bir nefes alma anlamına geliyor.

     

     

    İlk Yorumu Sen Yaz
    code