ads
DOLAR 46.11 ₺
EURO 53.15 ₺
STERLIN 61.93 ₺
G.ALTIN 6,409.16 ₺
Ç.ALTIN 10,650.95 ₺
BTC 61,417.05 $
ETH 1,583.96 $
BİST 0.00
    SON DAKİKA

    İran'daki silahlı Kürtler neden savaşa katılmadı?

    DünyaÇeviri Haberler
    Yayınlama: 7 Haziran 2026 Pazar 20:47 Güncelleme: 7 Haziran 2026 Pazar 20:48 Kaynak: Haber Merkezi

    İran'a karşı dış destekli bir Kürt cephesi oluşturma planı hem bölgesel aktörlerin direnci hem de Kürt hareketinin temkinli yaklaşımı nedeniyle daha başlamadan çöktü.

    İran'daki silahlı Kürtler neden savaşa katılmadı?

    ABD ve İsrail’in İran’a yönelik savaş sürecinde, Tahran yönetimine karşı İranlı Kürt silahlı grupların sahaya sürülmesini öngören plan son anda rafa kaldırıldı.

    Popüler Gazete'nin Alex Vatanka imzalı analizden aktardığı aanlize göre savaş öncesinde bazı İranlı Kürt gruplarına hazırlık talimatları verilirken, plan hem bölgesel aktörlerin çekinceleri hem de Kürt grupların isteksizliği nedeniyle hayata geçirilemedi.

    Analize göre savaşın ilk günlerinde Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) merkezi Erbil’de dikkat çekici hareketlilik yaşandı.

    İranlı Kürt grupların temsilcileri toplu halde arazi araçları satın aldI, Avrupa, Avustralya ve Kanada’daki kadrolar bölgeye geri çağrıldı ve İran sınırı boyunca hazırlıklar yoğunlaştı.

    Bazı gruplara, ABD ve İsrail’den gelecek onayın ardından 72 saat içinde harekete geçmeye hazır olmaları söylendi.

    İddiaya göre plan, İsrail ve ABD’nin hava saldırılarıyla İran güvenlik güçlerini baskı altına almasının ardından, İranlı Kürt grupların ülkenin batısındaki Kürt kentlerine girerek daha geniş çaplı bir halk ayaklanmasını tetiklemesine dayanıyordu.

    İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, savaş öncesinde Washington’da ABD Başkanı Donald Trump’ı bu senaryoya ikna etmeye çalıştı.

    Trump da bunu kabul etti. Hazırlıklar için sessizce sınırlı miktarda ABD mali desteği sağlandı. Daha büyük bir silah transferi sözü verildi.

    Ancak savaşın başlamasından yaklaşık bir hafta sonra Trump planı iptal etti ve Kürt cephesi hiçbir zaman açılmadı.

    Çekinceler

    ABD, İran'a yönelik baskı stratejisinin bir parçası olarak İranlı Kürt silahlı gruplarla iş birliği seçeneklerini değerlendirdi. Ancak hem Türkiye hem de IKBY, bu grupların güçlendirilmesinin doğurabileceği sonuçlardan endişe duyuyordu.

    Ankara, PJAK gibi örgütleri ayrılıkçı bir tehdit olarak değerlendirirken, Erbil yönetimi ise İranlı Kürt gruplara açık desteğin Tahran'ın sert misillemelerine yol açabileceğini düşünüyordu.

    Analistler ve eski ABD'li yetkililer de, parçalı yapıdaki Kürt grupların silahlandırılmasının İran içinde geniş çaplı bir ayaklanmayı tetikleyip tetikleyemeyeceği konusunda şüphelerini dile getiriyordu.

    Bu noktada PJAK'ın plan dışında bırakılması dikkat çekti. Türkiye'nin PKK ile bağlantılı gördüğü örgüt, İranlı Kürt gruplar arasında askeri açıdan en deneyimli yapılar arasında yer alıyordu.

    Uzmanlara göre PJAK'ın plana dahil edilmesi Ankara'nın sert tepkisini kaçınılmaz kılacaktı. Ancak örgütün dışarıda bırakılması da söz konusu stratejinin ne kadar sınırlı bir zemine oturduğunu ortaya koydu.

    Öte yandan Washington'da da zamanla görüş değişikliği yaşandı.

    ABD ve İsrail'in İran'a karşı Kürt grupları kullanmayı değerlendirdiğine ilişkin haberlerin ardından Trump bu fikirden uzaklaştı.

    Trump, 8 Mart'ta Air Force One uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, Kürt savaşçıların İran'a girmesini istemediğini belirterek, mevcut çatışmanın zaten yeterince karmaşık olduğunu ve Kürtlerin zarar görmesini istemediğini söyledi.

    Analizde, bu geri adımın özellikle Türkiye'den gelen itirazlarla bağlantılı olduğu değerlendirildi.

    IKBY de, İran'a karşı operasyonlar için bir üs haline gelmeye pek ilgi göstermedi.

    IKBY'yi İran'a karşı sınır ötesi operasyonlara açmak, doğrudan misilleme riskini ve bölgeyi daha geniş bir savaşa sürükleme potansiyelini beraberinde getirecekti. Kürt liderler bu bedeli ödemeye istekli görünmüyordu.

    Analize göre Kürt seçeneğinin başarısızlığa uğramasında yalnızca İran'ın tutumu değil, Ankara ve Erbil'in karşı çıkışı da belirleyici rol oynadı. Ancak asıl dikkat çekici unsur, İranlı Kürt grupların kendilerinin de bu plana mesafeli yaklaşması oldu.

    Savaş sırasında bölgesel medyaya konuşan PJAK Sözcüsü Rivar Abdanan, örgütün ABD veya İsrail'den silah ya da finansman aldığı yönündeki iddiaları reddetti.

    Abdanan, bu tutumun arkasında Kürt hareketinin geçmiş deneyimlerinin bulunduğunu savundu.

    Suriye'de IŞİD'e karşı mücadele sırasında ABD ile kurulan iş birliğinin ardından Kürtlerin yalnız bırakıldığına yönelik algı hala taze.

    Bunun, İranlı Kürt gruplar arasında Washington'a karşı derin bir güvensizlik yarattığını belirten Abdanan, PJAK'ın Amerikan veya İsrail politikalarının bir aracı olmayı hedeflemediğini vurguladı.

    Benzer değerlendirmeler diğer Kürt siyasi aktörlerden de geldi.

    Komala İşçi Partisi'nin önde gelen isimlerinden Rıza Kaabi, İran genelinde geniş tabanlı bir halk ayaklanması başlamadığı sürece Kürt grupların silahlı bir mücadeleye girmesinin gerçekçi olmadığını söyledi.

    Kaabi, dış destekli bir Kürt müdahalesinin izolasyon, ağır misilleme ve stratejik başarısızlık risklerini beraberinde getireceğini ifade etti.

    İran Kürt Demokrat Partisi Genel Sekreter Yardımcısı Mostafa Moludi de ABD'den silah desteği alındığı yönündeki iddiaları reddetti.

    Moludi, İran-Irak sınırındaki yoğun askeri yığınak nedeniyle böyle bir operasyonun fiilen mümkün olmadığını savunurken, bu tür iddiaların Tahran'a Kürt gruplara yönelik yeni operasyonlar için gerekçe sağlayabileceğini belirtti.

    Bu pozisyonlar, Kürt siyasetinin büyük bir bölümünde paylaşılan daha derin bir tarihsel hafızayı yansıtıyor.

    Bölgedeki Kürt aktörler, büyük güçlerin desteğinin istikrarsızlığını, ortaklık dönemlerini ve daha geniş jeopolitik öncelikler değiştiğinde politikada ani değişiklikleri defalarca deneyimlediler.

    Öte yandan analiz, İranlı Kürt hareketinin kendi içinde de ciddi görüş ayrılıkları bulunduğuna işaret etti.

    Farklı ideolojilere, toplumsal tabanlara ve dış ilişkilere sahip çok sayıda örgütten oluşan İran Kürt siyasetinin parçalı yapısı, ortak bir cephe oluşturulmasını zorlaştırdı.

    Analize göre yaşananlar, İran'a karşı dış destekli bir Kürt cephesi oluşturma planının hem bölgesel aktörlerin direnci hem de Kürt hareketinin temkinli yaklaşımı nedeniyle daha başlamadan çöktüğünü gösterdi.

    İlk Yorumu Sen Yaz
    code