Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Üçlü Dışişleri Bakanları Toplantısında konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Şu anda Karadeniz’de seyrüsefer emniyetinin savaşın yaygınlaşmasından dolayı giderek azalmış olması hepimiz için endişe verici. Burada dostlarımız da ifade ettiler; kolektif olarak konuyu çok yakından takip etmekteyiz bir. Taraflarla sürekli konuşmaktayız. Türk ve diğer sivil gemilerin hedef alınmaması önemli. Ama muharebe alanında kontrolden çıkan dronların, füzelerin ve yanlış anlaşılmaların hedef tasnifinde ve tanımlanmasında bu türden trajedileri ortaya getirebildiği de maalesef bir gerçeklik. Dolayısıyla seyrüseferde bulunacak olan gerek balıkçı tekneleri olsun gerek taşımacılık gemileri, bunların ilgili kurumlarımızla koordine içerisinde karasularında seyretmesi fevkalade önem arz etmektedir" dedi.
Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Üçlü Dışişleri Bakanları 10’uncu Toplantısı, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ev sahipliğinde Çırağan Sarayı’nda gerçekleşti.
Toplantı sonrası kameralar karşısına geçen Bakan Fidan, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ve Gürcistan Dışişleri Bakanı Maka Botchorishvili, açıklamalarda bulundu. Açıklamaların ardından Bakan Fidan, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
"Karadeniz’de seyrüsefer emniyetinin savaşın yaygınlaşmasından dolayı giderek azalmış olması hepimiz için endişe verici"
Fidan, bir gazetecinin Rusya-Ukrayna Savaşı’na, Karadeniz ve Baltık Denizi’ndeki gerilime ve bazı gemilerin saldırıya uğramasına ilişkin sorusu üzerine, Karadeniz’de seyrüsefer emniyetinin savaşın yaygınlaşmasından dolayı giderek azalmış olmasının endişe verici olduğunu söyleyerek, "Talihsiz olaylar, bizim Cumhurbaşkanımızın en baştan beri Rusya-Ukrayna savaşında ortaya koyduğu ateşkesle ilgili hassasiyetin ne kadar yerinde olduğunu defaatle göstermektedir. Biliyorsunuz şu anda savaş gittikçe coğrafi olarak yayılma eğiliminde. Şu anda savaşan tarafların kullandığı silah ve mühimmatların Baltık ülkeleri, Estonya, Litvanya ve Letonya’da artık ortaya çıktığını görüyoruz. Romanya’nın maruz kaldığını görüyoruz. Türk boğazlarına kadar mayınların ve insansız deniz araçlarının kayabildiğini görüyoruz. Gürcistan’ın aynı şekilde hedef alınabildiğini görüyoruz. Bütün bunlar aslında savaş devam ettikçe coğrafi yaygınlaşmanın nasıl olduğunu da gösteriyor. Diğer taraftan artık taraflar var olan askeri denklemi değiştirmek için daha fazla farklı hedefleri vurma arayışındalar. Artık hiçbir hedef, altyapı-üstyapıyla ilgili, sınırı hemen hemen kalmamış durumda. Bu da savaşın yıkıcı etkisini gösteriyor. Biliyorsunuz geçmişte, en azından bu yok edici savaş devam ederken belli başlı konularda taraflar dikkatli olsunlar diye formüllerimiz olmuştu. Karadeniz Tahıl Anlaşması’nı biliyorsunuz, Türkiye gündeme getirmişti. Bu konuda Cumhurbaşkanımız önemli bir rol oynamıştı ve bir müddet bu uygulanmıştı, tarihi bir başarı olmuştu. Aynı şekilde şu anda Karadeniz’de seyrüsefer emniyetinin savaşın yaygınlaşmasından dolayı giderek azalmış olması hepimiz için endişe verici. Burada dostlarımız da ifade ettiler; kolektif olarak konuyu çok yakından takip etmekteyiz bir. İkincisi, taraflarla sürekli konuşmaktayız. Türk ve diğer sivil gemilerin hedef alınmaması önemli. Ama muharebe alanında kontrolden çıkan dronların, füzelerin ve yanlış anlaşılmaların hedef tasnifinde ve tanımlanmasında bu türden trajedileri ortaya getirebildiği de maalesef bir gerçeklik. Dolayısıyla seyrüseferde bulunacak olan gerek balıkçı tekneleri olsun gerek taşımacılık gemileri, bunların ilgili kurumlarımızla koordine içerisinde karasularında seyretmesi fevkalade önem arz etmektedir. Buradaki yakın dayanışmamız, koordinasyonumuz önemli. Biz hükümet olarak, bakanlık olarak konuyu çok yakından takip ediyoruz ama dediğim gibi meseleyi kökten çözmek, bütün sorunlara verilecek en büyük cevap olacak. Onun için ateşkes görüşmelerine de büyük ağırlık veriyoruz" dedi.
"Özellikle Güney Kafkasya’da bu üçlü ortaklıkla beraber ortaya koyduğumuz vizyonun aynısını biz istikrar ve barış adına Balkanlar’daki ortaklarımızla, Orta Doğu’daki ortaklarımızla da aynı şekilde yapmaktayız"
Hakan Fidan, özellikle Güney Kafkasya’da bu üçlü ortaklıkla beraber ortaya koydukları vizyonun aynısını istikrar ve barış adına Balkanlar’daki ortaklarla da, Orta Doğu’daki ortaklarla da aynı şekilde yaptıklarını söyleyerek, " Türkiye, bölgesi özelinde bölgesel sahiplenme ve bölgesel iş birliğine, istikrarın ve kalkınmanın sağlanması için önem vermektedir. Cumhurbaşkanımızın da en baştan beri ortaya koyduğu bölgesel politika parametrelerinin başında gelmektedir. Bizim özellikle Güney Kafkasya’da bu üçlü ortaklıkla beraber ortaya koyduğumuz vizyonun aynısını biz istikrar ve barış adına Balkanlar’daki ortaklarımızla, Orta Doğu’daki ortaklarımızla da aynı şekilde yapmaktayız. Amacımız, bulunduğumuz bütün stratejik havzalarda bölgesel iş birliğini, barışı tesis etmek, çatışmaları önlemek veya şiddetini düşürmek, mümkünse azaltmak, kalkınmanın, refahın, özgürlüğün, insan haklarının önünü rahatlıkla açacak olan bir alan oluşturmak. Bunun için tabii güçlü olmak zorundasınız, caydırıcı olmak zorundasınız, etkili olmak zorundasınız, çok çalışmak zorundasınız. Biz Güney Kafkasya’da uzun yıllardır bölge dışı aktörlerin etkileriyle oluşan istikrarsızlığın bölge aktörleri eliyle bir istikrara dönüşmesi ve bu istikrara uluslararası iş birliği ile diğer bölge halklarının destek vermesi de önemli diye düşünüyoruz. Burada Türkiye, Gürcistan ve Azerbaycan örnek bir iş birliği modeli ortaya koyarak, bölgesel sahiplenme ve bölgesel iş birliği modeliyle yoluna devam etmeye çalışmakta" ifadelerini kullandı.