DOLAR 43.14 ₺
EURO 50.28 ₺
STERLIN 57.92 ₺
G.ALTIN 6,204.83 ₺
Ç.ALTIN 10,332.90 ₺
BTC 91,302.01 $
ETH 3,120.09 $
BİST 0.00

    Bazı İranlılar neden Pehlevi hanedanının geri dönmesini istiyor?

    SiyasetDünyaÇeviri Haberler
    Yayınlama: 8 Ocak 2026 Perşembe 20:02 Kaynak: Haber Merkezi

    İran’dan gelen videolarda bazı göstericilerin Pehlevi hanedanına açık destek verdiği ve rejimin yıkılmasını talep ettiği görülüyor.

    İran’da patlak veren protestolar, ekonomik krize ve Dini Lider Hamaney’e yönelik öfkenin ötesine geçerek, rejimin temelini hedef alan sembolik bir kırılmaya dönüştü.

    Sokaklarda yıllar sonra yeniden yükselen “Cavid Şah” (Yaşasın Şah) sloganları, İran rejimi için varoluşsal bir meydan okuma olarak yorumlanıyor.

    Popüler Gazete’nin Jerusalem Post’tan aktardığı analize göre, İran’dan gelen videolarda bazı göstericilerin Pehlevi hanedanına açık destek verdiği ve rejimin yıkılmasını talep ettiği görülüyor.

    Gösteriler sırasında kalabalıkların “Bu son savaş! Pehlevi geri dönecek!” ve “Şah vatanına dönecek ve Zahhak devrilecek!” şeklindeki sloganları dikkat çekti.

    Fars mitolojisinde zulmün sembolü olan Zahhak’a yapılan bu gönderme, protestocuların mevcut yönetimi yalnızca başarısız değil, aynı zamanda tarihsel olarak gayrimeşru gördüğünü ortaya koydu.

    İran’da monarşi geçmişinin hatırlanmasını engellemek için 40 yılı aşkın süredir yoğun çaba harcayan bir rejim açısından, bu sloganların geri dönüşü son derece sarsıcı.

    Zira molla rejimi, İran’ın binlerce yıllık tarihinde yalnızca kısa bir dönemi temsil ediyor.

    İran, tarihinin büyük bölümünde din adamları tarafından değil, krallar, şahlar ve imparatorlar tarafından yönetildi.

    Bu nedenle “Yaşasın Şah” sloganı, İran toplumunun uzun tarihsel hafızasına yapılan bir gönderme olarak öne çıkıyor.

    Bir kesim için bu slogan, monarşiye duyulan bir özlemi temsil ederken; bir başka kesim için ise molla rejiminin dayattığı ideolojik kimliğe karşı bir reddiyeyi simgeliyor.

    Ayetullahların ümmet merkezli dış politikası, Filistin veya Hizbullah gibi yapılara verilen öncelik ve İran kaynaklarının ülke dışına yönlendirilmesi, birçok İranlı tarafından Fars tarihine yabancı ve dayatmacı bir yaklaşım olarak görülüyor.

    Tarihsel olarak İran’daki siyasi kırılmalar, çoğu zaman tabuların yıkılmasıyla başladı. 2022’deki “Kadın, Yaşam, Özgürlük” protestoları, başörtüsü gibi dokunulmaz kabul edilen bir alanda bu kırılmayı yaratmıştı.

    Bugün ise “Yaşasın Şah” sloganı, tam da bu nedenle rejim açısından son derece tehlikeli bir sembol haline geliyor.

    Çarşı esnafı ve öğrenciler ayaklandığında

    Bu noktada protestoların taşıyıcı aktörleri de dikkat çekiyor.

    İran tarihinde çarşı esnafı, yalnızca ekonomik bir sınıf değil, aynı zamanda siyasal dönüşümlerin itici gücü oldu.

    Yüzyıllar boyunca çarşı, hem ekonomik omurga hem de kriz anlarında seferber edici bir merkez işlevi gördü.

    Tahran, Tebriz, İsfahan ve Meşhed gibi kentlerin geleneksel çarşıları, dini vakıflar üzerinden din adamlarıyla güçlü bağlara sahipti ve bu durum onlara önemli bir mali ve toplumsal güç kazandırdı.

    Bu güç, İran tarihinin kritik dönemeçlerinde belirleyici oldu. 1890’lardaki Tütün İmtiyazı protestoları, Anayasa Devrimi, Musaddık dönemindeki millileştirme süreci ve en önemlisi 1978-79’daki çarşı grevleri, doğrudan rejimlerin kaderini etkiledi.

    Pehlevi monarşisinin çöküşünde çarşı grevlerinin oynadığı rol hala hafızalarda.

    Son protestolarda öğrenciler de yeniden aktif bir güç olarak öne çıktı. Tahran’dan gelen görüntüler, üniversite öğrencilerinin yalnızca Hamaney karşıtı değil, aynı zamanda Veliaht Prens Rıza Pehlevi’yi destekleyen sloganlar attığını ortaya koydu.

    Bu durum tarihsel açıdan dikkat çekici. 

    Öğrenciler, 1979'da Şah'ın devrilmesinde merkezi bir rol oynadılar. 1960'lar ve 1970'lerde üniversite kampüsleri, İslamcı ve laik sol aktivizmin merkezleriydi ve monarşinin yıkılmasına yardımcı olan birçok önemli ismi yetiştirdiler. O dönemin öğrenci hareketi büyük ölçüde monarşi karşıtıydı.

    Aynı demografik grubun şimdi de Pehlevi yanlısı sloganlar atması, İran'ın siyasi referans noktalarının yüzeyin altında ve fark edilmeden ne kadar derinden değiştiğini kanıtlıyor.

    Pehlevi hazır

    İran’da protestoların derinleştiği bu süreçte, ülkenin son Şahı'nın oğlu Rıza Pehlevi, parçalı ve dağınık muhalefetin giderek merkezinde yer almaya başladı.

    Pehlevi, toplumsal dayanışma çağrısı yaparak İranlıları sokaklara çıkmaya ve İslam Cumhuriyeti’nin yıkılmasını talep etmeye davet etti.

    Ayrıca ordu ve güvenlik güçlerinden de, silahları protestoculara ateş etmek için değil, onları korumak için kullanmalarını istedi.

    Pehlevi, açıkça rejim değişikliği çağrısında bulunarak, değişim için uluslararası baskı, kitlesel seferberlik ve geçiş süreci dahil beş maddelik bir yol haritası sundu.

    Pehlevi tüm İranlılara hitap ediyor mu?

    Sokaklarda yükselen sloganlar ve özellikle Pehlevi hanedanına yapılan göndermeler, Rıza Pehlevi’yi yeniden İran siyasetinin merkezine yerleştirdi.

    Ancak bu görünürlük, Pehlevi’nin İran toplumunun tüm kesimlerine hitap eden kapsayıcı bir lider olduğu anlamına gelmiyor.

    Rıza Pehlevi’nin en güçlü olduğu alan, şehirli ve seküler kesimler ile genç nüfusun önemli bir bölümü.

    Molla rejiminin ideolojik dayatmalarından ve ekonomik çıkmazından bunalan bu gruplar için Pehlevi, rejimin dışında kalmış, dini referanslardan arınmış ve ulusal bir kimliği temsil eden sembolik bir figür olarak öne çıkıyor.

    Diasporadaki İranlılar ve sürgündeki muhalefet açısından da Pehlevi, Batı kamuoyunda tanınırlığı olan, meşruiyet üretebilecek nadir isimlerden biri konumunda.

    Buna karşın Pehlevi’nin hitap alanı sınırlı. Cumhuriyetçi, sol ve liberal muhalif çevrelerin önemli bir kısmı, tek bir soyadına dayalı liderlik fikrine mesafeli duruyor.

    Etnik azınlıkların bir bölümü, Pehlevi dönemindeki merkeziyetçi devlet anlayışının yeniden üretilmesinden endişe ediyor.

    Ayrıca Şah dönemini baskı, eşitsizlik ve siyasal dışlanma ile hatırlayan yaşlı kuşaklar için Pehlevi ismi hala ciddi bir tarihsel yük taşıyor.

    Bu durum, Pehlevi’nin tüm toplumsal kesimleri kapsayan bir lider profili çizmesini zorlaştırıyor.

    Liderlik kapasitesi açısından bakıldığında ise Rıza Pehlevi, klasik anlamda bir devrim lideri olmaktan ziyade, potansiyel bir “geçiş figürü” olarak öne çıkıyor.

    Kendisinin monarşiyi dayatmayan, rejim sonrası sistemin referandumla belirlenmesi gerektiğini vurgulayan söylemi, farklı muhalif kesimler için ortak bir zemin oluşturma çabası olarak okunabilir.

    Bu yaklaşım, özellikle rejim içinden kopabilecek bürokratik ve askeri unsurlar açısından Pehlevi’yi daha “kabul edilebilir” bir seçenek haline getiriyor.

    Bununla birlikte Pehlevi’nin İran içinde örgütlü bir siyasi yapısının olmaması ve sahadaki protestoları doğrudan yönlendirecek araçlardan yoksun olması, onun etkisini sembolik düzeyde tutuyor.

    İsrail ve Batı’nın desteğini arkasına alan Rıza Pehlevi’nin İran’ın yeni lideri olma ihtimali, toplumda belirli bir karşılık bulmasına rağmen, tüm halkın monarşiyi istememesi ve muhalefetin bu konuda birleşememesi nedeniyle şimdilik sınırlı görünüyor.

     

    İlk Yorumu Sen Yaz
    code