ABD Başkanı Donald Trump, İran ile imzaladığı yeni mutabakat zaptının, eski Başkan Barack Obama döneminde 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmadan daha başarılı olduğunu savunuyor. Ancak anlaşma, hem ABD'de hem de İsrail'de yoğun tartışmalara neden oldu.

Popüler Gazete'nin Times of Israel'den aktardığı analize göre anlaşmayı eleştirenler, Trump'ın İran'dan daha az taviz aldığı halde daha fazla ekonomik ve diplomatik avantaj sunduğunu öne sürüyor.

Trump yönetimi ile İran arasında bu hafta imzalanan mutabakat zaptı, yaklaşık dört aydır devam eden çatışmaların sona erdirilmesi amacıyla 60 günlük bir müzakere sürecinin önünü açtı.

Ancak anlaşma, İran'ın nükleer programı, yaptırımların kaldırılması ve Hürmüz Boğazı'nın geleceği gibi kritik konularda net hükümler içermemesi nedeniyle eleştirilerin odağına yerleşti.

Trump'ın İran'la imzaladığı mutabakat zaptı nihai bir anlaşma değil, haftalar süren görüşmeler sonucunda ortaya çıkan, yalnızca bir buçuk sayfalık ve 14 maddelik bir çerçeve metin.

Buna karşılık Obama döneminde imzalanan Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA), 160 sayfayı aşan ayrıntılı ve bağlayıcı bir anlaşmaydı.

JCPOA, İran'ın nükleer faaliyetlerine sıkı denetimler ve somut kısıtlamalar getirirken, yeni mutabakatın bu konuda yalnızca genel bir yol haritası sunduğu belirtiliyor.

Obama dönemindeki nükleer anlaşmayı "korkunç" olarak nitelendiren Trump, Netanyahu'nun ısrarıyla 2018'de anlaşmayı iptal etmişti.

Nükleer program

İran nükleer silah edinme amacını reddediyor, ancak uranyumu barışçıl amaçlarla kullanılamayacak seviyelere kadar zenginleştirdi ve uluslararası denetçilerin tesislerine girişini engelledi.

Nükleer program konusunda, iki anlaşma arasında önemli farklılıklar bulunuyor.

Obama dönemindeki anlaşma, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlandırarak olası bir nükleer silah üretimini geciktirmeyi hedefliyordu.

Trump'ın anlaşması ise, İran'ın nükleer faaliyetlerini sınırlamaya yönelik yalnızca genel bir yol haritası çiziyor ve Tahran'dan 60 günlük süre içinde nükleer konuları görüşmek dışında somut bir taahhüt içermiyor.

Ayrıca JCPOA'da yer alan kapsamlı uluslararası denetim mekanizmalarının yeni metinde bulunmaması dikkat çekiyor.

Yaptırımlar

Her iki anlaşma da yaptırımların kaldırılmasını ve dondurulan varlıkların serbest bırakılmasını içeriyor.

İran, çökmüş ekonomisini canlandırmak için bu varlıkları almayı talep ediyor.

Obama, kapsamlı bir anlaşma imzalandıktan sonra yaptırımların bir kısmını hafifletti.

Trump yönetimi, İran'ın petrol ihracatına yönelik bazı kısıtlamaların hafifletilmesini ve dondurulmuş fonların serbest bırakılmasını öngören adımlar atmayı planlıyor.

Ayrıca ABD ve bölgedeki müttefiklerinin İran'ın ekonomik kalkınması için 300 milyar dolarlık bir fon oluşturabileceği belirtiliyor. Ancak bu fonun şartları ve zamanlaması henüz netlik kazanmış değil.

Trump, Obama'nın 1981'den beri dondurulmuş olan silah satışlarından elde edilen 1,7 milyar dolarlık geliri Tahran'a iade etmesi nedeniyle Obama'yı yıllardır eleştiriyor. Ancak Trump, şimdi İran'a çok daha fazla fon sağlama potansiyeline sahip.

Hürmüz Boğazı

Mutabakatın en dikkat çekici unsurlarından biri de savaşın başında fiilen kapanan Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması oldu.

Küresel enerji ticareti açısından kritik öneme sahip boğazın geleceği konusunda taraflar arasında hâlâ görüş ayrılıkları bulunuyor.

İran'ın boğaz üzerindeki yönetim rolünü korumakta ısrar etmesi, müzakerelerin önündeki en önemli engellerden biri olarak görülüyor.

Diplomasi

Trump'ın anlaşması, ABD ve İran arasında yürütülen müzareler sonucu imzalandı.

Obama ise Çin, Fransa, Almanya, Rusya, İngiltere ve Avrupa Birliği'ni (AB) yaklaşık iki yıl süren müzakerelere dahil etmişti.

Öte yandan, İsrail cephesinde anlaşmaya yönelik kaygılar sürüyor.

2015'teki nükleer anlaşmaya sert şekilde karşı çıkan Netanyahu, yeni mutabakat konusunda şu ana kadar kamuoyu önünde doğrudan bir eleştiride bulunmadı.

Buna rağmen İsrail'de siyasi yelpazenin farklı kesimlerinden anlaşmaya yönelik tepkiler yükseliyor.

Uzmanlar, Trump'ın anlaşmasının nihai bir barış ve nükleer uzlaşı metni olmaktan çok, taraflar arasında yeni bir diplomatik sürecin başlangıcını temsil ettiğini belirtiyor.

Önümüzdeki haftalarda yapılacak görüşmelerin, anlaşmanın kapsamı ve kalıcılığı açısından belirleyici olması bekleniyor.