Beyaz Saray, Grönland’ın "satın alınma" ihtimalinin Washington’da aktif biçimde tartışıldığını açıkladı.

Popüler Gazete'nin ABD basınından aktardığına göre ABD Başkanı Donald Trump, adanın “ulusal güvenlik” açısından kritik önemde olduğunu savunurken, bu hedef doğrultusunda askeri güç kullanımını dışlamadığını dile getirdi.

Ancak Trump’ın çıkışı, Grönland yönetimi ve adanın bağlı olduğu NATO üyesi Danimarka tarafından net biçimde reddedildi.

Tartışma, Arktik’te artan jeopolitik rekabetin ve büyük güçler arasındaki yeni fay hatlarının bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

Grönland neden önemli?

Grönland, coğrafi konumu ve sahip olduğu potansiyel kaynaklar nedeniyle Washington’un uzun süredir radarında bulunuyor.

Dünyanın en büyük kıta dışı ada olan Grönland, Kuzey Kutbu’nda, Kuzey Amerika ile Arktik arasında stratejik bir noktada yer alıyor.

Yaklaşık 2,2 milyon kilometrekarelik yüzölçümüne rağmen son derece seyrek nüfuslu olan adada, nüfusun büyük bölümünü yerli İnuit halkı oluşturuyor.

Soğuk Savaş döneminden bu yana ABD açısından askeri önem taşıyan Grönland, olası füze saldırılarına karşı erken uyarı sistemleri ve Arktik’teki deniz trafiğinin izlenmesi bakımından kilit bir konumda bulunuyor.

İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ABD tarafından işletilen ve eski adı Thule Hava Üssü olan Pituffik Uzay Üssü, bugün de füze gözetleme faaliyetlerinin merkezlerinden biri konumunda.

Washington, geçmişte adaya nükleer silah konuşlandırmayı planlamış, ancak mühendislik sorunları ve Danimarka’nın itirazları nedeniyle bu projeden vazgeçmişti.

Ekonomik açıdan Grönland büyük ölçüde balıkçılığa dayanıyor ve Danimarka’dan önemli miktarda mali destek alıyor.

Bununla birlikte, son yıllarda nadir toprak elementleri, uranyum ve demir gibi madenler ile olası petrol ve doğalgaz rezervleri, adaya yönelik ilgiyi artırmış durumda.

Küresel ısınma nedeniyle buzulların erimesi, bu kaynaklara erişimi daha da kolaylaştırabilecek bir gelişme olarak görülüyor.

Trump ise bu noktada, “Grönland’a madenler için değil, ulusal güvenlik için ihtiyacımız var” diyerek ekonomik motivasyon iddialarını geri plana itmeye çalışıyor.

Buna rağmen Trump'ın, Rusya ve Çin gemilerinin bölgede artan varlığına dikkat çekmesi, ABD’nin güvenlik kaygılarının büyük güç rekabetiyle doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.

Trump’ın Grönland ilgisi yeni değil. İlk başkanlık döneminde 2019’da gündeme gelen satın alma teklifi, “Grönland satılık değil” yanıtıyla karşılaşmıştı. Ocak 2025’te Beyaz Saray’a dönüşünün ardından konu yeniden ısındı.

Mart ayında ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in Grönland ziyareti ve Danimarka’yı bölgeye yeterince yatırım yapmamakla suçlaması, Washington’un baskısını artırdığının işareti olarak yorumlandı.

Gelen tepkiler

Bu süreçte Danimarka ve diğer NATO müttefikleri sert tepki verdi.

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, Grönland’ın zorla ele geçirilmesinin transatlantik ittifak için yıkıcı sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu.

İngiltere, Fransa, Almanya ve diğer NATO ülkelerinin imzaladığı ortak bildiride, “Grönland halkına aittir ve geleceğine yalnızca Grönland ve Danimarka karar verir” vurgusu yapıldı.

Tarihsel olarak Danimarka’nın kontrolünde bulunan ada, 1979’daki özerklik referandumuyla iç işlerinde geniş yetkiler kazanmış, savunma ve dış politika ise Kopenhag’ın yetkisinde kalmıştı.