Popüler Gazete - Türkiye\'nin en popüler internet gazetesi!
⌂
Anasayfa ›Dünya
Dünya

Ortadoğu 2026'da çatışma döngüsünden nasıl kurtulabilir?

Orta Doğu’nun kronik çatışma döngüsünden çıkışının tek yolu, BM kararlarının uygulanması ve bölgesel güvenlik mekanizmalarının kurulmasıdır.

Yayınlama: 13.02.2026 - 18:53 Kaynak: Haber Merkezi
Paylaş:

Geçtiğimiz yıl, modern Ortadoğu tarihinde bir dönüm noktası olarak kayda geçti.

Popüler Gazete'nin Seyed Hossein Mousavian imzalı analizden aktardığına göre Gazze’den İran’a uzanan askeri gerilimler, bölgesel düzeni yeniden şekillendirdi, derin stratejik kaygıları ortaya çıkardı.

İstikrarsız bir jeopolitik ortamda, ABD ve İsrail'in gücünün sınırlarını da açık biçimde ortaya koydu.

Bu dönemde İsrail’in askeri operasyonları bölge genelinde dikkat çekici ölçüde genişledi.

Gazze’de Ekim 2023’ten bu yana süren yıkım, benzeri görülmemiş bir insani felakete yol açarken, Filistin siyasetini daha da parçalı ve işlevsiz bir hale getirdi.

Bununla eş zamanlı olarak, İsrail'in hava saldırıları Suriye’de İran ve Hizbullah bağlantılı hedefleri vurdu.

Benzer operasyonlar Lübnan’da da genişletilerek, sınırlı çatışma çizgisini aşan daha kapsamlı bir bölgesel savaş ihtimalini gündeme taşıdı.

Yemen’de ise, İsrail'in Husi güçlerinin faaliyetlerini sekteye uğratmayı amaçlayan saldırıları, halihazırda son derece karmaşık olan çatışma haritasına yeni bir cephe ekledi.

Ancak bu zincirin en çarpıcı halkası, İsrail’in geçen Eylül ayında, Ortadoğu’daki en büyük ABD askeri üslerinden birine ev sahipliği yapan Katar’a yönelik saldırısı oldu.

İsrailli yetkililer tarafından Doha’da müzakere yürüten Hamas liderlerine yönelik bir operasyon olarak gerekçelendirilen saldırı hedefine ulaşmazken, Katar yönetimi bu girişimi açık biçimde egemenlik ihlali olarak nitelendirdi.

Uluslararası alanda geniş yankı uyandıran bu olay, İsrail’in askeri angajman sınırlarını ne ölçüde genişlettiğini ve müttefik ilişkilerini dahi riske atabildiğini gözler önüne serdi.

Tüm bu gelişmeler, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun “Büyük İsrail” kavramına verdiği kamuoyu desteğini yeniden ve daha yüksek sesle dile getirdiği bir dönemde yaşandı.

Aşırı sağcı İsrailliler tarafından sahiplenilen bu yayılmacı vizyon, işgal altındaki Batı Şeria ve Gazze’nin yanı sıra Lübnan ve Ürdün’ü, hatta Suriye, Mısır, Irak ve Suudi Arabistan’ın bazı bölgelerini kapsıyor.

İran'a yönelik saldırılar

2025 yılının ortalarına gelindiğinde ise kriz yeni bir eşiği aştı. ABD ve İsrail, İran’ın askeri ve nükleer altyapısına yönelik eşgüdümlü saldırılar başlattı.

Washington bu operasyonu “kasıtlı olarak sınırlı” ve önleyici bir hamle olarak tanımlasa da, İran’ın verdiği yanıt birçok gözlemciyi şaşırttı.

İran'in füzeleri, İsrail şehirlerini hedef alırken, çatışma ilk kez bu ölçekte doğrudan bir İran–İsrail askeri hesaplaşmasına dönüştü.

Öte yandan, Gazze’nin Filistin yönetiminin kontrolünden çıkarılarak, Trump'ın öncülük edeceği uluslararası bir yönetime devredilmesi önerisi, zorunlu bir adım olarak savunuldu.

Ancak planı eleştirenler, bu yaklaşımın fiilen dış vesayet yönetimini meşrulaştırdığı ve işgal altındaki halkların kendi kaderini tayin hakkını daha da baltaladığı görüşünde.

Trump yönetimi, İran’a yönelik saldırıları “tarihi bir başarı” olarak pazarlamayı sürdürse de, ABD açısından uzun vadeli sonuçların çok daha ağır olacağı görülüyor.

Eğer ABD politikaları 2026’ya kadar bu çizgide devam ederse, Orta Doğu’nun daha fazla savaş, derinleşen istikrarsızlık ve ciddi ekonomik bozulmalarla karşı karşıya kalması kaçınılmaz görünüyor.

Bu durum, ABD’nin 2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi’nde belirlediği Batı Yarımküre, Çin, teknolojik rekabet ve küresel ekonomik dayanıklılık gibi önceliklere odaklanma kapasitesini de ciddi biçimde zayıflatacaktır.

Bu nedenle İran’a yönelik saldırı, yalnızca bölge için değil, ABD için de açık bir stratejik gerileme anlamına geliyor.

İstikrara giden yol

Tel Aviv “Büyük İsrail” vizyonunda ısrar ettiği ve ABD–İsrail ekseni İran’la askeri çatışmayı sürdürdüğü sürece, kalıcı barışa dair umutlar zayıf kalacaktır.

İran ile komşuları arasındaki güvensizlik yüksek seviyede seyrederken, Batı Asya’nın jeopolitik yapısı giderek daha kırılgan bir hal alıyor.

Kalıcı barış ve istikrar ise bir dizi somut adıma bağlı. Öncelikle ABD’nin, Filistin devletine ilişkin BM kararlarına yönelik söylemsel desteği bırakıp, bu kararların uygulanması yönünde aktif bir tutum alması gerekiyor.

80 yılı aşkın süredir çözülemeyen İsrail–Filistin çatışması ortadan kaldırılmadan, hiçbir bölgesel güvenlik mimarisinin kalıcı olması mümkün değil.

İkinci olarak, 2025 boyunca karşılıklı yok etme tehditlerinin giderek daha açık dile getirilmesi alarm verici bir tablo ortaya koydu.

Haziran 2025’te İran, tekrar saldırıya uğraması halinde İsrail’i yeryüzünden silmekle tehdit ederken, Ekim 2025’te İsrailli yetkililer İran ve Lübnan’a yönelik benzer tehditlerde bulundu.

ABD ve Çin, sahip oldukları nüfuz dikkate alındığında, bu tırmanışı durdurabilecek nadir aktörler arasında yer alıyor ve arabuluculuk rolünü üstlenmeleri hayati önem taşıyor.

Üçüncü olarak, Körfez’e kıyısı bulunan sekiz ülkenin, dış güçlere bağımlılığı azaltacak, öngörülebilir ve kurumsallaşmış bir diyalog mekanizması temelinde bölgesel bir güvenlik ve işbirliği sistemi inşa etmesi gerekiyor.

Dördüncü adımda ise Avrasya Ekonomik İşbirliği Örgütü’nün, yalnızca ekonomik entegrasyonla yetinmeyip Türkiye, İran, Pakistan ile Orta Asya ve Kafkasya ülkelerini kapsayan kolektif siyasi ve güvenlik mekanizmalarına doğru evrilmesi önem taşıyor.

Son olarak, Washington ve Tahran’ın donmuş diplomasiyi geride bırakarak yenilenmiş ve kapsamlı müzakerelere dönmesi gerekiyor.

Bu süreç, sürdürülebilir bir nükleer anlaşmanın yanı sıra, karşılıklı çıkar alanlarının tanımlanmasını ve on yıllardır süren düşmanlığı besleyen temel anlaşmazlıkların ele alınmasını mümkün kılabilir.

Sonuç olarak, geçtiğimiz yıl tek taraflılığın, militarize edilmiş bölgesel stratejilerin ve maksimalist ideolojik projelerin ne denli yıkıcı sonuçlar doğurduğunu açık biçimde ortaya koydu.

Orta Doğu’nun kronik çatışma döngüsünden çıkışının tek yolu, BM kararlarının uygulanması, kapsayıcı bölgesel güvenlik mekanizmalarının kurulması ve kapsamlı bir ABD–İran diyaloğunun hayata geçirilmesidir.

Aksi halde 2026 yılı, hem bölge hem de ABD açısından çok daha ağır maliyetler üreten derin bir istikrarsızlık döneminin başlangıcı olabilir.

 

# Seyed Hossein Mousavian # Ortadoğu # İsrail # Gazze # Yemen # lübnan
Son Haberler

İngiltere, Uluslar Ligi’nde Çekya’yı 2-0 yendi

30.09.2026 - 00:53

Euroleague: Fenerbahçe: 100 - Bayern Münih: 76

30.09.2026 - 00:42

Fon soruşturmasında 1,2 milyar TL’lik 5 lüks villaya el konuldu

30.09.2026 - 00:25

Ataşehir’de CHP’li 6 belediye meclis üyesi AK Parti’ye katıldı

30.09.2026 - 00:05

A Milli Futbol Takımı, FIFA sıralamasında 4 basamak geriledi

29.09.2026 - 18:47

Muhtemel eğitim süresi 2025 yılında 16,8 yıl oldu

29.09.2026 - 10:08

Vincenzo Montella’dan istifa açıklaması: "Hayır, yaptığım çalışmalara inanıyorum"

29.09.2026 - 02:18

İranlı havayolu şirketinin uçağına İstanbul Havalimanı’nda haciz konuldu

29.09.2026 - 01:32

A Milli Futbol Takımı, İtalya’ya 12. kez kaybetti

29.09.2026 - 00:39

Ayvalık, Balıkesir’in en kalabalık 5’inci ilçesi oldu

28.09.2026 - 16:08
Son Makaleler

Ekosistem Dengesi ve İnsan Etkisi

90'ların Moda Rüzgarı ve Günümüz Yansımaları

Dijital Çağın Gölgesinde: Teknolojinin Psikolojik Derinlikleri

Adaletin Teminatı: Masumiyet Karinesi

Modernleşme, Ekonomik Büyüme ve Kentin Yüzünü Değiştiren Yıllar

Veri Okyanusunda Yolculuk: Dijitalleşen Dünya ve Gizemli Dijital Kölelik

Dijital Devrimin Komik Yüzü: Türk Televizyonlarının İnternetle Dansı!

Kategoriler
#BizimÇocuklar Adana Demirspor Alanyaspor Antalyaspor Asayiş Avrupa Başakşehir Basketbol Süper Ligi Beşiktaş Bilim Bodrum FK Çeviri Haberler Çevre Dizi & Film Dünya Eğitim Ekonomi Eyüpspor Fenerbahçe Galatasaray Gaziantep FK Gezi & Seyahat Göztepe Gündem Hatayspor Hava Durumu İş Dünyası Kasımpaşa Kayserispor Konyaspor Kültür & Sanat Magazin Nedir? Popüler Resmi Gazete Rizespor Sağlık Samsunspor Sinema Sivasspor Siyaset Spor Ekranı Süper Lig Tarih Teknoloji THY Euroleague Trabzonspor Trendyol 1. Lig World Superbike Yaşam Yerel Ziraat Türkiye Kupası