İsrailli aşırı sağcı bakan Ben-Gvir hakkında ne biliyoruz?
İsrailli aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Gazze’ye insani yardım ulaştırmayı amaçlayan “Küresel Sumud Filosu” aktivistlerine yönelik tavırları nedeniyle yeniden uluslararası tepkilerin odağına yerleşti.
Popüler Gazete'nin Arab News'ten aktardığı analize göre uzun yıllardır provokatif çıkışları, aşırı milliyetçi söylemleri ve şiddeti teşvik eden eylemleriyle gündeme gelen Ben-Gvir’in, gözaltına alınan yüzlerce aktivistle ilgili paylaştığı görüntüler dünya çapında öfke yarattı.
İnsan hakları örgütleri, siyasetçiler ve çok sayıda ülke, İsrailli bakana yönelik yaptırımların genişletilmesi çağrısında bulundu.
Söz konusu görüntülerin “aşağılama”, “psikolojik işkence” ve “savaş suçu niteliğinde kötü muamele” içerdiğini savunuldu.
Ben-Gvir kimdir?
50 yaşındaki Ben-Gvir, yıllardır İsrail siyasetinin en tartışmalı isimlerinden biri olarak görülüyor.
Batı Şeria’daki Yahudi yerleşim hareketinin önde gelen figürlerinden olan aşırı sağcı siyasetçi, gençlik yıllarında radikal haham Meir Kahane’nin takipçisi olarak tanındı.
Aşırı görüşleri nedeniyle genç yaşta orduya alınmayan Ben-Gvir, buna rağmen on yıllarca aşırı sağcı çevrelerde faaliyet gösterdikten sonra ülkenin en güçlü isimlerinden biri haline geldi.
Ben-Gvir’in adı ilk kez 1995 yılında, dönemin İsrail Başbakanı Yitzhak Rabin’in aracının kaput süsünü kopararak ülke çapında duyuldu.
Rabin’in Filistinlilerle yürüttüğü barış sürecine karşı çıkan Ben-Gvir, olay sonrası yaptığı açıklamada, “Arabasına ulaştık, ona da ulaşacağız” ifadelerini kullandı.
Rabin, bu açıklamadan haftalar sonra aşırı sağcı bir Yahudi tarafından suikast sonucu öldürüldü.
İsrailli bakanın suç geçmişi de uzun yıllardır tartışma konusu.
Ben-Gvir, ırkçılık, terör örgütüne destek ve nefret söylemi dahil çeşitli suçlamalarla sekiz kez mahkum edildi.
1997’de ise İrlandalı sanatçı Sinead O'Connor’ın Kudüs’te vermeyi planladığı konseri iptal etmesine yol açan protesto kampanyasının organizatörlerinden biri oldu.
Kampanya sürecinde sanatçıya ölüm tehditlerinin de gündeme geldiği belirtildi.
Hukuk eğitimi alan Ben-Gvir, Filistinlilere yönelik şiddet suçlamalarıyla karşı karşıya kalan aşırı Yahudi grupların avukatlığını üstlenerek dikkat çekti.
Medyadaki agresif çıkışları ve popülist dili sayesinde aşırı sağ tabanda giderek güç kazanan Ben-Gvir, 2021’de parlamentoya girdi ve 2022 seçimlerinin ardından Netanyahu hükümetinde Ulusal Güvenlik Bakanlığı görevine getirildi.
Göreve geldikten sonra da tartışmalı adımları sürdüren Ben-Gvir, sivillere toplu silah dağıtımını teşvik etti.
Hükümet karşıtı protestolara yönelik sert polis müdahalelerini savundu ve Batı Şeria’daki Filistinlilere karşı güç kullanımını açık biçimde destekledi.
2022’de Doğu Kudüs’te yaşanan bir olay sırasında polislere silahını göstererek Filistinli taş atanlara ateş açmaları yönünde çağrıda bulunması büyük tepki toplamıştı.
Gazze savaşının başlamasının ardından Ben-Gvir, bölgeye insani yardım girişine defalarca karşı çıktı.
Uluslararası kuruluşlar, Gazze’de yaklaşan kıtlık tehlikesi konusunda uyarılarda bulunurken, Ben-Gvir yardım konvoylarının engellenmesini savundu ve ateşkes girişimlerini bloke etmekle övündü.
Ben-Gvir’in söylem ve politikaları nedeniyle bazı Batılı ülkeler de yaptırım kararı aldı.
Temmuz 2025’te İngiltere, Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda ve Norveç, Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik “aşırı şiddeti kışkırttığı” gerekçesiyle Ben-Gvir hakkında yaptırım uyguladı.
İspanya, Hollanda ve son olarak Fransa, İsrailli bakanın ülkeye girişini yasakladı.
Son olarak İsrail parlamentosunda, İsraillileri öldürmekten hüküm giyen Filistinliler için idam cezasının önünü açan yasa tasarısının kabul edilmesini kutlayan Ben-Gvir, insan hakları kuruluşlarının yeni eleştirileriyle karşı karşıya kaldı.
Gazze’deki ateşkes süreçlerinde de Netanyahu hükümeti üzerinde baskı kuran Ben-Gvir, ateşkes anlaşmalarına tepki olarak kabineden geçici süreyle ayrılmış, İsrail’in Mart 2025’te Gazze’de yeniden geniş çaplı operasyonlara başlamasının ardından hükümete geri dönmüştü.
Ancak Sumud aktivistlerine yönelik son görüntüler, Ben-Gvir’in yalnızca İsrail içinde değil, uluslararası alanda da giderek daha büyük bir siyasi ve diplomatik krize dönüştüğünü bir kez daha ortaya koydu.