İsrail sessizce Batı Şeria'yı ilhak mı ediyor?
İsrail hükümeti, Filistin devletinin kurulmasını engelleyecek fiili durumlar yaratmak amacıyla, İsrail vatandaşlarının Filistinlilerden doğrudan toprak satın almasını engelleyen uzun süredir yürürlükte olan bir kuralı kaldırdı.
Popüler Gazete'nin Ahmed Maher imzalı analizden aktardığına göre 1967'den beri yürürlükte olan önceki kurallar, Yahudilerin Filistin topraklarını toplu olarak edinmelerinin önünde yasal bir engel teşkil ediyordu.
İsrail’in attığı bu adım, yalnızca mülkiyet düzenlemeleriyle sınırlı bir değişiklik olarak görülmüyor.
Analize göre hükümet, 1993 Oslo Anlaşmaları’nda belirlenen yetki sınırlarını bulanıklaştıracak şekilde idari, yasal ve kolluk sistemlerini Batı Şeria’da açık biçimde genişletiyor.
Oslo çerçevesinde Batı Şeria; A Bölgesi (Filistin Yönetimi’nin tam kontrolü), B Bölgesi (Filistin sivil kontrolü, İsrail güvenlik kontrolü) ve C Bölgesi (İsrail’in tam kontrolü) olarak üçe ayrılmıştı.
Ancak güvenlik kabinesinin aldığı yeni önlemlerle İsrail, A ve B bölgelerinde tam yetkiye sahip oldu ve Oslo'nun yasal çerçevesini fiilen ortadan kaldırdı.
Yeni düzenlemeler, özellikle El Halil ve Beytüllahim’deki Yahudi ve Hristiyan kutsal mekanlarının planlanması ve inşasına ilişkin yetkilerin Filistin Yönetimi’ne bağlı belediyelerden alınarak İsrail’in sivil yönetimine devredilmesini içeriyor.
Ayrıca İsrail hükümeti, Filistinlilerin mülkiyetlerini kanıtlayamaması durumunda Batı Şeria’nın geniş bölgelerine el konulmasını öngören planı da onayladı.
İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, bu adımı “tüm topraklarımızı kontrol altına almak için yerleşim devriminin” devamı olarak nitelendirdi.
On yıllarca süren İsrail işgali ve sürekli değişen kanunlar ve idari kurallar altında yaşayan birçok Filistinli, mülkiyetlerini kanıtlamakta zorlanıyor.
Hızlı nüfus artışı nedeniyle birçok kişi, izin almadan evlerini genişletmek zorunda kaldı.
Sonuç olarak, on binlerce Filistinli şimdi evlerinin yıkılması tehdidiyle karşı karşıya.
Sistematik politika
İsrail'in Batı Şeria'daki hamlelerinin birdenbire ortaya çıkmadığını belirtmek önemli. Bunlar, Filistin Yönetimi'ni zayıflatmayı amaçlayan sistematik bir politikanın parçası.
7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail, Filistin Yönetimi adına topladığı ve Filistinli işçilerin maaşlarından kesilen vergiler dahil olmak üzere bütçenin önemli bir bölümünü oluşturan gelirleri alıkoyuyor.
İsrail, on yıllar boyunca bu taktiği Filistin Yönetimi'ne baskı uygulamak istediğinde ara sıra kullandı. Ancak 2023'ten beri, özellikle Smotrich'in maliye bakanı olmasından bu yana, fiilen devlet politikası haline geldi.
Kamu sektöründe maaşların yaklaşık yüzde 60’ının ödenmemesi ya da geciktirilmesi, Filistin Yönetimi’nin yönetim kapasitesini ciddi biçimde zayıflatmış durumda.
Ekonomik kriz, siyasi durgunluk ve yönetsel zafiyetle birleşerek toplumda yaygın bir memnuniyetsizliğe yol açıyor.
Sonuç
Uluslararası ilişkiler literatürü, büyük güçlerin, daha yüksek öncelikli stratejik konularda iş birliği karşılığında müttefiklerinin belirli politikalarına sıklıkla müsamaha gösterdiğini veya bunları göz ardı ettiğini söyler.
Trump'ın geçen yıl özellikle izin vermeyeceğini söylediği, işgal altındaki Batı Şeria'nın İsrail tarafından fiilen ilhak edilmesine göz yumması, İran'la daha geniş çaplı bir savaşı önlemek karşılığında mümkün olabilir.
ABD için, bölgesel bir savaşı önlemek, İsrail'in Batı Şeria politikalarıyla yüzleşmekten çok daha önemlidir.
Güvenlik, siyasi ve ekonomik dinamiklerin yanı sıra olası jeopolitik ödünleşmeler birlikte ele alındığında, söz konusu gelişmelerin Filistin davası açısından ağır sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor.
Aynı süreçte İsrail’in de uluslararası alanda giderek daha fazla dışlanan bir aktör olarak algılanma riskiyle karşı karşıya olduğu ifade ediliyor.