Irak'ta gerçekleştirilen geniş kapsamlı yolsuzluk operasyonu, yalnızca ülkedeki siyasi dengeleri değil, Ortadoğu'nun güç mücadelesini de etkileyebilecek nitelikte bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Popüler Gazete'nin Irak medyasından aktardığı analize göre ülkede yıllardır görülmeyen ölçekte düzenlenen operasyon kapsamında yaklaşık 47 üst düzey isim hakkında işlem başlatıldı.

Milletvekilleri, hükümet danışmanları ve üst düzey bürokratların da aralarında bulunduğu isimlerin gözaltına alınması, Irak tarihinde "en büyük yolsuzluk operasyonu" olarak nitelendiriliyor.

Ancak kamuoyunun en çok sorduğu soru şu:

Irak'ta yıllardır bilinen yolsuzluk düzenine karşı neden şimdi harekete geçildi?

Eğer devlet bu isimlere ulaşabilecek güce sahipse, neden daha önce benzer operasyonlar yapılmadı?

Petrol zengini Irak, 2003 yılındaki ABD işgalinden bu yana dünyanın en fazla yolsuzluk yapılan ülkeleri arasında yer alıyor.

Uzmanlara göre son 20 yılda kamu kaynaklarından kaybolan para 300 milyar doları aşmış durumda.

Bu tabloya rağmen geçmiş hükümetler kapsamlı bir operasyon gerçekleştiremedi. Bunun en önemli nedeni, yolsuzluğun yalnızca bireysel suçlardan ibaret olmaması.

Irak'ta yolsuzluk siyasi partiler, ekonomik ofisler, silahlı gruplar ve devlet bürokrasisi arasında yıllar içinde oluşmuş karmaşık bir ağ haline geldi.

Bu nedenle herhangi bir soruşturma doğrudan siyasi kriz ve güvenlik riski oluşturuyordu.

Operasyon neden şu an yapıldı?

İlk neden ekonomik baskı. Irak, son aylarda ciddi bir mali darboğaz yaşıyor.

ABD-İran gerilimi nedeniyle petrol ihracatındaki aksaklıklar, devlet gelirlerini önemli ölçüde azalttı.

Aynı zamanda Washington yönetimi, Irak'a dolar girişini sınırlandırarak, yolsuzlukla mücadele ve kara para akışının önlenmesini ekonomik ilişkilerin temel şartlarından biri haline getirdi.

Boşalan devlet hazinesi ve bütçe krizi hükümeti radikal adımlar atmaya zorladı.

İkinci neden ise hukuki zamanlama oldu.

Operasyon, parlamentonun yasama tatiline girmesiyle birlikte gerçekleştirildi.

Irak Anayasası'nın ilgili maddesi sayesinde milletvekillerinin dokunulmazlıkları Meclis'te uzun oylama süreçlerine gerek kalmadan kaldırılabildi.

Hukukçulara göre operasyon daha önce yapılsaydı, bürokratik süreçlerin uzaması nedeniyle çok sayıda şüpheli ülkeyi terk edebilirdi.

Üçüncü unsur ise operasyonun tamamen gizlilik içinde hazırlanmasıydı.

Irak'ta geçmiş yıllarda birçok soruşturma daha başlamadan basına sızmış, şüpheliler kaçmayı başarmıştı.

Bu kez Terörle Mücadele Servisi'nin sabaha karşı Yeşil Bölge'yi kapatması ve bilgi sızdırılmaması, operasyonun başarısında belirleyici rol oynadı.

Soruşturmanın başlangıç noktası ise Petrol Bakan Yardımcısı Adnan el-Cümleli oldu.

Yetkililere göre yolsuzluk suçlamaları kapsamında tutuklanan el-Cümleli'nin ifadeleri ve soruşturma sırasında elde edilen bilgiler, çok daha büyük bir yolsuzluk ağını ortaya çıkardı.

Bu süreçte seçim kampanyalarının finansmanı, kamu ihaleleri ve devlet kurumları üzerinden kurulan para trafiği mercek altına alındı.

Operasyon kapsamında büyük miktarda nakit para, altın külçeleri ve lüks gayrimenkuller ele geçirildi.

Güvenlik güçlerinin çiftlikler ve özel konutlarda milyarlarca dolara ulaşabilecek kayıt dışı servet tespit ettiği belirtiliyor.

Şimdiye kadar gözaltına alınanlar arasında milletvekilleri, hükümet danışmanları ve önemli siyasi isimler bulunuyor.

Toplam gözaltı sayısının 47'ye ulaştığı belirtilirken, bazı şüphelilerin yurt dışında olduğu ve haklarında yakalama kararı çıkarıldığı ifade ediliyor.

Ancak operasyonun en çok tartışılan yönü seçicilik iddiaları oldu.

Iraklı siyaset bilimciler, tutuklanan isimlerin önemli olmasına rağmen ülkenin asıl ekonomik gücünü elinde bulunduran, silahlı gruplarla bağlantılı siyasi liderlere henüz dokunulmadığını söylüyor.

Özellikle "ekonomik ofis" olarak bilinen ve milyarlarca dolarlık gelir akışını yöneten yapıların soruşturma dışında kalması dikkat çekiyor.

Bu nedenle birçok uzman mevcut operasyonun gerçek bir temizlik hareketi mi yoksa siyasi dengeleri yeniden şekillendirmeye yönelik sınırlı bir müdahale mi olduğunu sorguluyor.

Operasyonun uluslararası boyutu 

Başbakan Ali Zeydi'nin Temmuz ayında Washington'a yapacağı ziyaret öncesinde gerçekleşen bu operasyon, ABD'ye verilen güçlü bir siyasi mesaj olarak değerlendiriliyor.

Washington uzun süredir Bağdat'tan yalnızca yolsuzlukla mücadele değil, aynı zamanda İran bağlantılı mali ağların tasfiye edilmesini ve silahlı grupların ekonomik kaynaklarının kesilmesini talep ediyor.

Bu nedenle gözlemciler, operasyonun yalnızca iç politika değil, Irak'ın ABD ile ilişkilerini yeniden şekillendirme sürecinin de bir parçası olduğu görüşünde birleşiyor.

Irak'ta başlatılan operasyon, son 20 yılın en kapsamlı yolsuzluk soruşturması olarak tarihe geçmiş durumda.

Ancak gerçek başarısı, yalnızca 47 kişinin gözaltına alınmasıyla değil, soruşturmanın ülkenin dokunulmaz kabul edilen siyasi ve ekonomik güç merkezlerine ulaşıp ulaşamayacağıyla ölçülecek.

Geçmişte "Yüzyılın Hırsızlığı" olarak anılan 2,8 milyar dolarlık vergi yolsuzluğu davasında olduğu gibi soruşturmaların siyasi pazarlıklarla sonuçsuz kalması ihtimali hâlâ güçlü.

Eğer süreç bu kez de yarım kalırsa, operasyon kamuoyunda sadece geçici bir güç gösterisi olarak hatırlanacak.

Ancak soruşturma gerçekten genişler, siyasi koruma mekanizmaları aşılır ve ekonomik ofisler ile silahlı grupların mali ağlarına kadar uzanabilirse, Irak ilk kez kendisini kemiren sistematik yolsuzluk düzenini kırma fırsatı yakalayabilir.

Önümüzdeki haftalarda yapılacak yeni gözaltılar ve açıklanacak iddianameler, bunun tarihi bir reformun başlangıcı mı yoksa kısa ömürlü bir siyasi operasyon mu olduğunu ortaya koyacak.