Uzmanlar, sınav odaklı eğitim sistemi ve erken yaşta sosyal medya kullanımının gençlerde yalnızlık ve mutsuzluğu artıran en önemli faktörler arasında yer aldığını söyledi.

Gençlerin ruh haline ilişkin yapılan araştırmaların dikkat çekici sonuçlar ortaya koyduğunu belirten Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Yılmaz, yapılan değerlendirmelere göre gençlerin yarısından fazlasının kendisini mutlu, neşeli ve heyecanlı hissettiğini ifade ederken, yarısına yakınının ise mutsuzluk, yalnızlık ve duygusal yorgunluk yaşadığını belirtti.

Prof. Dr. Ercan Yılmaz, erkek gençlerin kadın gençlere kıyasla yalnızlık ve mutsuzluk duygularını daha yoğun yaşadığını vurguladı. Erken yaşta sosyal medya kullanımının gençlerde yalnızlık hissini artırdığına ve mutsuzluğu derinleştirdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Ercan Yılmaz, sınav odaklı eğitim sisteminin de gençler üzerinde ciddi bir performans baskısı oluşturduğunu belirtti.

Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Yılmaz Türkiye ölçeğinde gençler üzerine bir araştırma yaptıklarını belirterek, "15-23 yaş arasında gençler üzerinde gerçekleştirdiğimiz bir çalışma sonucunda gençlerin mutluluğu ve yalnızlık duyguları üzerinde önemli sonuçlar ortaya çıktı. Araştırmamızın örneklerinde yaklaşık bin 547 genç var. Bu araştırmayı yüzde 95 güven aralığında güvenilir bir örneklem büyüklüğünde gerçekleştirdik. Araştırmamızda geçerli ve güvenilir ölçme araçları kullandık. Araştırma sonuçlarımıza göre gençlerin yarısından fazlası olumlu duygular yaşıyor. Daha mutlu, daha neşeli, kendisini daha mutlu hissediyor, heyecanlı hissediyor. Ama yarısına yakını da mutsuz, neşesiz, her şeyden önce duygusal yorgunluk ve yalnızlık hissediyor. Yine baktığımız zaman araştırma sonuçlarında erkek gençler, kadın gençlere göre daha fazla mutsuz ve yalnızlık duygularını daha fazla hissediyorlar. Erken yaşta sosyal medya kullanımı gençleri yalnızlığa yönlendiriyor ve yalnızlık duygusunu daha fazla arttırıyor. Aynı zamanda mutsuz ediyor. Gençler sosyal ortamlarda, sosyal medyada olsa bile o ortamlarda kendilerini yalnız hissedebiliyorlar" dedi.

"Eğitim sistemimiz çocuklarımızı daha fazla yorgun, daha fazla mutsuz ve daha fazla yalnız hale getiriyor"

Eğitim sisteminin öğrencileri daha duygusallaştırarak yorgun hale getirebildiğini ifade eden Prof. Dr. Ercan Yılmaz, "Çocuklarımızda ciddi bir şekilde sınav performansı kaygısı var. Aileler çocuklarının başarılı olabilmesi için her türlü ortamı oluşturmaya çalışıyor. Ama bu oluşturma çabası aynı zamanda çocuklarda bir beklenti de oluşturuyor. Çocukların eğitim sürecine bu beklentiyi karşılayamaması ya da beklentiyi karşılamak için ciddi bir şekilde çaba içerisine girmesi, bir mücadele içerisine girmesi gençleri daha fazla duygusal yorgun haline getirebilir veya bu süreçte kendilerini daha fazla yalnız hissettirebilir. Birinci bulgu bu esasında. Yani bizim eğitim sistemimiz çocuklarımızı daha fazla yorgun, daha fazla mutsuz ve daha fazla da yalnız hale getiriyor. Bunlardan birincisi de yani eğitim sistemimizin maalesef sınav odaklı bir eğitim anlayışı olması ve çocuklarımızın performansının sınav merkezli birtakım yaklaşımlarla ölçülmeye çalışılması. Yine yoğun bir şekilde sosyal medya kullanımı yani erken yaşlarda sosyal medya kullanan çocuklar, gençler daha geç yaşlarda sosyal medya alışkanlığı olan gençlere göre daha fazla mutsuz, daha fazla yalnız. Erken yaşlarda sosyal medya kullanımına başlamak süreç içerisinde gençleri daha fazla yalnız, daha fazla mutsuz edebiliyor" ifadelerini kullandı.

"Bilişin, bilincin, bilginin, duygunun paylaşılmadığı bir ortamda çocuklar kendilerini daha fazla yalnız hissedebilir"

Çocuklar aile ortamında bulunsa bile tüm aile üyelerinin sosyal medyanın içerisinde olduğunu dikkat çeken Prof. Dr. Ercan Yılmaz, "Evet, herkes evde, aynı fiziki ortamda ama bilinçleri, duyguları aynı ortamda değil. Sonuç olarak bilişin, bilincin, bilginin, duygunun paylaşılmadığı bir ortamda çocuklar kendilerini daha fazla yalnız hissedebilirler. Yine eğitim sistemimiz de böyle maalesef. Yani biz çocuklarımızı bilgi aktarılması gereken varlıklar olarak görüyoruz. Ama varlık böyle bir şey değil. Yani sanatın olmadığı, sporun olmadığı bir yerde, duygunun olmadığı bir yerde, çocuklar duygularını ifade edemediği, aynı zamanda enerjisini aktaramadığı ortamlarda kendisini daha fazla duygusal yorgun hissedebilir, daha fazla yalnız hissedebilir, daha fazla mutsuz olabilir. Çünkü zamanımızda gençler çok fazla kalori alıyor. Ama bu kaloriyi, bu enerjiyi harcayabilecek ortamlar bulamıyorlar. Yani gençlerimizin çoğunda rutin bir spor alışkanlığı yok, sanatsal faaliyetler yok. Bunlar da gençlerin kendisini daha rahat ifade edememesine sebep olabilir. Bu da beraberinde hem mutsuzluğu hem de yorgunluğu getirebilir" diye konuştu.