BM'nin İsrail'in Filistinli çocuklara yönelik soykırım raporunun içeriği nedir?
Birleşmiş Milletler'in (BM) Filistin ve İsrail ile ilgili Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu, İsrail güçlerinin Gazze'deki operasyonlarında Filistinli çocukları kasıtlı olarak hedef aldığı sonucuna vardı.
Popüler Gazete'nin Sondos Asem imzalı analizden aktardığına göre Komisyon'un yayımladığı 88 sayfalık raporda, çocuklara yönelik öldürme, yaralama, gözaltında işkence, sağlık ve eğitim altyapısının tahribi ile temel yaşam koşullarının ortadan kaldırılması gibi uygulamaların ayrıntılı biçimde incelendiği belirtildi.
Rapora göre çocuklar, keskin nişancı tüfekleri ve insansız hava araçları (İHA) gibi hassas silahlarla doğrudan hedef alınırken, aynı zamanda hayatta kalmalarını sağlayan sağlık, eğitim, gıda ve barınma koşullarının sistematik biçimde yok edilmesi yoluyla da dolaylı olarak hedef oldu.
20 binden fazla çocuk öldürüldü
Rapora göre, 7 Ekim 2023 ile 7 Ekim 2025 tarihleri arasında Gazze'de düzenlenen saldırılarda en az 20 bin 179 çocuk hayatını kaybetti, 44 bin 143 çocuk yaralandı.
Hayatını kaybeden çocukların en az 5 bin 31'inin beş yaşın altında olduğu, bunlardan bin 29'unun bir yaşından küçük bebekler olduğu kaydedildi.
Yaklaşık 420 yeni doğan bebeğin de yaşamını yitirdiği belirtilirken, enkaz altında halen yaklaşık 5 bin 160 çocuğun bulunduğunun tahmin edildiği ifade edildi.
Komisyon, kayıt altına alınamayan ölümler nedeniyle gerçek rakamların açıklanan sayıların üzerinde olabileceğini vurguladı.
Çocuklar kasıtlı vuruldu
Raporda, İsrail güçlerinin hassas silahlar kullanarak çocukları kasıtlı şekilde hedef aldığına dair çok sayıda vaka incelendiği belirtildi.
Gazze'deki çeşitli hastanelerde görev yapan 17 sağlık çalışanının ifadelerine yer verilen raporda, baş ve üst vücut bölgelerine isabet eden tek kurşun yaraları bulunan çok sayıda çocuğun tedavi edildiği aktarıldı.
Belgelenen olaylar arasında, 29 Ocak 2024'te Gazze kentinin Tel el-Hava bölgesinde 5 yaşındaki Hind Receb ve ailesinden altı kişinin öldürülmesi de yer aldı.

Komisyon, çocuğu kurtarmaya çalışan Filistin Kızılayı görevlilerinin de vurularak öldürüldüğünü belirterek olaydan İsrail ordusunun 162. Tümeni'ne bağlı 401. Tugay'ın sorumlu olduğu sonucuna vardığını açıkladı.
Bir başka olayda, Han Yunus'ta beyaz bayrakla evinden çıkan 15 yaşındaki bir çocuğun vurularak öldürüldüğü, yardım etmek için yanına giden ağabeyinin de ateş sonucu yaşamını yitirdiği kaydedildi.
Raporda ayrıca Nuseyrat Mülteci Kampı'nda annesi tarafından emzirilirken başından vurulan 10 günlük bir bebeğin hayatta kaldığı ancak kalıcı sağlık sorunları yaşadığı, Han Yunus'ta çadırında yemek yerken vurulan 4 yaşındaki bir kız çocuğunun ise felç kaldığı belirtildi.
Gıda dağıtım noktalarında çocuklar vuruldu
Komisyon, Mayıs 2025'ten itibaren Gazze İnsani Yardım Vakfı'nın (GHF) yardım dağıtım noktalarında veya yakınlarında çocukların vurulduğuna ilişkin çok sayıda tanıklık topladığını açıkladı.
Raporda, Ekim 2025'teki ateşkes sonrasında da çocuk ölümlerinin sürdüğü ve takip eden haftalarda 100'den fazla çocuğun yaşamını yitirdiğinin belgelendiği ifade edildi.
Komisyon, İsrail güçlerinin Gazze içinde oluşturduğu "sarı hat" yakınlarında sivillere ateş açtığını, evlerine dönmeye veya yakacak odun toplamaya çalışan çocukların da bu saldırılarda hedef olduğunu öne sürdü.
Batı Şeria'da da yüzlerce çocuk öldürüldü
Rapora göre İsrail güçleri, 7 Ekim 2023 ile 20 Ekim 2025 tarihleri arasında Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te 213 Filistinli çocuğu öldürdü.
Komisyon, İsrail güçlerinin özellikle erkek çocukları ayrı bir grup olarak hedef aldığını ve onları "terörist" ya da "geleceğin teröristleri" olarak nitelendirdiğini savundu.
Yerleşimci saldırıları ve gözaltındaki çocuklar
Komisyon, 2025'in ilk yarısında İsrailli yerleşimcilerin 230 Filistin yerleşiminde binden fazla saldırı düzenlediğini bildirdi.
7 Ekim 2023'ten bu yana Batı Şeria'da bin 655'ten fazla çocuğun gözaltına alındığı, bunların 600'ünün yalnızca 2025 yılında tutuklandığı belirtildi.
Komisyon, gözaltındaki çocukların dövülme, aç bırakılma, tıbbi bakımdan mahrum bırakılma, işkence ve cinsel şiddet gibi uygulamalara maruz kaldıklarına ilişkin çok sayıda tanıklık toplandığını açıkladı.
Örneğin İsrail askerleri, vurdukları yaralı çocuğun yanına bir taş koyarak, kendilerine taş attığı için vurulduğunu iddia etti.
İsrail askerleri ayrıca, bir başka olayda vurdukları çocuğa ulaşmalarını engellemek için sağlık görevlilerinin başlarına silah doğrulttu.
Nisan 2025'te, iki yerleşimci, evlerinin dışında oynayan beş yaşın altındaki iki kardeşi bıçak zoruyla kaçırdı, bir ağaca bağladı.
Ağustos 2024'te silahlı yerleşimciler, sığır otlatan iki çocuğu kaçırdı, dövdü, gözlerini bağladı, soydu ve cinsel saldırıda bulundu.
Yerleşimcilerden biri çocuklardan birinin üzerine idrarını yaptı ve bacağını kırdı.
Hastaneler ve okullar hedef alındı
Rapora göre İsrail saldırıları sonucunda Gazze'deki üç büyük çocuk hastanesi faaliyet dışı kaldı.
Ekim 2023 öncesinde 178 kuvöze sahip olan yenidoğan yoğun bakım ünitelerindeki kapasitenin Kasım 2024 itibarıyla 54 kuvöze düştüğü belirtildi.
El-Nasr Çocuk Hastanesi'nde elektriklerin kesildiği ve tahliyelerin engellendiği ifade edilirken, ateşkes sonrasında yenidoğan ünitesinde yaşam destek cihazlarına bağlı halde hayatını kaybetmiş bebeklerin bulunduğu öne sürüldü.
Komisyon ayrıca, İsrail güçlerinin Gazze'deki 564 okul binasından 459'unu vurduğunu, okulların yüzde 97'sinden fazlasının hasar gördüğünü veya yıkıldığını belirtti.
Bu durum nedeniyle 668 binden fazla çocuğun örgün eğitime erişemediği kaydedildi.
İsrail güçleri ayrıca okulları ele geçirerek bunları askeri üs, silah deposu ve kışla olarak kullandı.
Açlık ve hastalık uyarısı
Raporda, İsrail'in uyguladığı kuşatma nedeniyle çocuklar arasında yetersiz beslenmenin ciddi boyutlara ulaştığı ifade edildi.
UNICEF verilerine atıfta bulunulan raporda, Ekim 2025 itibarıyla yetersiz beslenme nedeniyle 151 çocuğun hayatını kaybettiği belirtildi.
Raporda yer alan hukuki değerlendirmede, İsrail yetkilileri ve güvenlik güçlerinin Gazze'de soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları; Batı Şeria'da ise savaş suçları işlediğine dair makul gerekçeler bulunduğu ifade edildi.