Almanya Dışişleri Bakanı Wadephul: "İran’da rejim değişikliğinin askeri yollarla gerçekleştirilebileceğini düşünmüyorum"
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, İran’da insan haklarına saygılı bir rejime doğru bir dönüşüm olmasını arzu ettiklerini belirterek, "Bu, kısa vadede gerçekleşmeyecek bir şey. İran ve oradaki insanlar için gerçekleşmesini dilediğimiz bir şey, ancak bunun askeri yollarla gerçekleştirilebileceğini düşünmüyorum" dedi.
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Berlin’de Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot ile bir araya geldi.
İki bakan görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Bakan Wadephul, konuğu Jean-Noel Barrot ile İran’daki savaş kapsamındaki son gelişmeleri, Rusya- Ukrayna savaşını, 19-20 Mart tarihlerinde gerçekleştirilecek Avrupa Konseyi toplantısını ve Batı Balkan ülkelerinin Avrupa Birliği ile ilişkilerini ele aldıklarını söyledi.
İran’da kontrollü bir rejim değişikliğinin gerçekçi olmayan bir fikir olduğu yönündeki açıklamalarını tekrar eden Wadephul, "Elbette bir rejim değişikliği gerçekleşebilir ve bu rejimin acımasızlığı göz önüne alındığında bu değişikliğin gerçekleşmesi de arzu edilir. Ancak deneyimlerimizin de gösterdiği üzere ne Irak’ta ne de Libya’da bu tür askeri müdahaleler sonrasında özgür, demokratik ve hukuka dayalı bir devlet yapısının kurulduğu düzenli bir rejim değişikliğine yol açmamıştır. İşte bu, yapmamız gereken gerçekçi analizdir ve şu anda yaptığımız tüm değerlendirmelerin temelini oluşturmaktadır" dedi.
Almanya’dan İran savaşı yüzünden dünyada gıda ve göç krizi uyarısı
İran’daki savaşın daha da tırmanmasının kimsenin çıkarına olmadığını belirten Wadephul, "Savaşan taraflar arasındaki doğrudan çatışma ve rejimin şu anda Körfez ülkelerine yönelik tamamen haksız saldırıları da gösteriyor ki gerilimin daha da tırmanma potansiyeli var. Bu da sadece bu bölgeyi değil, tüm dünyayı büyük bir krize sürükleyebilir. Sadece bu bölgeden sağlanan gübre tedariki o kadar hayati ki, uzun süre kesintiye uğraması durumunda Afrika’nın büyük bir kısmında gıda krizi tehdidi ortaya çıkar. Ve bu durum, acı çekecek insanlar ve elbette bunun sonucunda ortaya çıkabilecek mülteci akınları nedeniyle bizi endişelendirmelidir. Bu bakımdan bizim için bunun büyük bir önemi var ve genel durumu sorumlu bir şekilde değerlendirirken göz önünde bulundurulmalıdır" diye konuştu.
İran’da insan haklarına saygılı bir rejime doğru bir dönüşüm olmasını arzu ettiklerini belirten Alman Bakan, "Bu, savaş zamanında kısa vadede gerçekleşmeyecek bir şey. İran ve oradaki insanlar için gerçekleşmesini dilediğimiz bir şey, ancak bunun askeri yollarla gerçekleştirilebileceğini düşünmüyorum. O nedenle ABD ve İsrail’deki ortaklarımızla birlikte bu iki ülkenin belirlediği askeri hedeflerin ulaşıldığı, gerilimin azaldığı ve savaş eylemlerini yeniden gözden geçirebileceğimiz bir nokta bulmaya çalışmalıyız" ifadelerini kullandı.
"Aynı zamanda Hürmüz Boğazı ve Körfez ülkeleri için güvenliği sağlayabilmeliyiz"
Hürmüz Boğazı’ndaki duruma da değinen Bakan Wadephul, "Aynı zamanda Hürmüz Boğazı ve Körfez ülkeleri için güvenliği sağlayabilmeliyiz. Bu zor bir görev olacak, ancak bu görevi Almanya ve Fransa olarak birlikte üstlenmemiz gerekeceğini düşünüyorum ve Avrupa’nın bu konuda bir rol oynayabileceğini ve oynaması gerektiğini de düşünüyorum" şeklinde konuştu.
"Demokrasilerimizi dışarıdan gelen çeşitli bölme girişimlerine karşı koruma konusunda hemfikiriz"
Wadephul, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot’un bu sabah yapılan kabine toplantısına katıldığını, bunun da bir ilk olduğunu ifade etti. Wadephul, başka bir ülkenin dışişleri bakanının katıldığı ilk Bakanlar Kurulu toplantısında dış politika başlıklarında iki ülkenin görüşlerinin masaya yatırıldığını ifade etti. Wadephul, ülkesi ile Fransa arasındaki iş birliğinin Avrupa’nın özgürlüğünü ve NATO’da daha güçlü bir Avrupa varlığını güvence altına almaya amaçladığını söyledi. Almanya ve Fransa’nın Rusya ile savaşında Ukrayna’nın yanında sarsılmaz bir şekilde durduğunu belirten Johann Wadephul, "Bu, bizim ortak güvenlik politikamızda önceliğimizdir ve öyle kalacaktır. Bu kardeşlik ruhu, yani Avrupa Birliği’nde birbirimizi savunma istediğimiz ve savunmak zorunda olduğumuz ruhla ilgilidir. Demokrasilerimizi dışarıdan gelen çeşitli bölme girişimlerine karşı koruma konusunda hemfikiriz. Bu ruh, Avrupa Birliği’nin temelidir ve gelecekte de bu ruhu daha güçlü bir şekilde talep etmemiz gerekecektir. Avrupa Birliği’nin, Avrupa dışı nedenlerle bazı kişiler tarafından frenlenmesini ve potansiyel olarak felç edilmesini artık kabul edemeyiz" diye konuştu.
"Avrupa’nın en büyük vaadi yeni üyelere açık olmasıdır"
Avrupa’nın krizler karşısında daha istikrarlı bir şekilde eyleme geçme kapasitesini artırmak istediklerini kaydeden Alman Bakan Wadephul, Batı Balkan ülkelerinin Avrupa Birliği’ne katılım isteklerine yönelik çabalara değindi. Wadephul, "Bu ülkelerde birçok insan Avrupa Birliği üyeliği ile ilgileniyor ve ülkelerinin AB’ye katılmasını istiyor. Bu, çalkantılı bir dünyada Avrupa’nın cazibesini göstermektedir. Bu ivmeyi boşa harcamamalıyız, aksine bu ülkelere ilk günden itibaren gerçekçi bir perspektif sunmalıyız. Zira Avrupa’nın en büyük vaadi yeni üyelere açık olmasıdır" dedi.
"Orta Doğu’daki gelişmelere rağmen Ukrayna’ya desteğimiz sürecek"
Rusya-Ukrayna savaşında Amerika Birleşik Devletleri’nin Kiev’e olan desteğinin devam edip etmediğine ilişkin soru üzerine Wadephul, "ABD’nin rotasını sürdüreceğinden ve Ukrayna’yı desteklemeye devam edeceğinden hiç şüphem yok. Ukrayna, Rusya ve ABD arasında gerçekleşen bu müzakerelerde Avrupa’nın bir rol oynaması gerektiğini açıkça belirttik, çünkü söz konusu olan Avrupa çıkarlarıdır. Müzakere edilen konu Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne katılımıdır tartışılan bir diğer konu ise güvenlik garantileridir. Tüm bunlar Avrupa olmadan görüşülemez ve bu nedenle bu görüşmelere dahil olmamız gerektiği açıktır ve bunun doğru zamanda gerçekleşmesini de bekliyorum" ifadelerini kullandı.
İlk kez yabancı bir ülkenin bakanı Almanya hükümet toplantısında
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot da Almanya’da hükümet toplantısına katılmasının iki ülke ilişkilerinin derinliğini ve istikrarını ortaya koyduğunu, uluslararası zorlukların üstesinden gelme konusundaki ortak iradeyi yansıttığını belirtti. Barrot, Almanya Bakanlar Kurulu toplantısında Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu’daki son duruma ilişkin değerlendirmelerini kabine üyeleriyle paylaştığını bildirdi. Almanya ve Fransa’nın Orta Doğu’daki gelişmelerden endişe duyduğunu belirten Barrot, "Oradaki vatandaşlarımızın güvenliği, ortaklarımız ve dünya ekonomisi açısından büyük riskler söz konusu. Bu tehlikeler karşısında, bu çatışmanın hızlı bir şekilde çözülmesi için mümkün olduğunca sıkı bir şekilde koordinasyon içinde olacağımıza dair taahhüdümüzü bir kez daha teyit ettik" dedi.
"İran tutumunu değiştirsin ki siyasi bir çözüm ortaya çıkabilsin"
İran savaşındaki risklere dikkat çeken Barrot,"Bu retorik tırmanışın tehlikeli olduğunu kabul etmeliyiz. Bu durum kontrol edilemez. İran rejiminin tavizler vermesi ve tutumunu kökten değiştirmesi gerekir ki bölgesinde barış içinde bir arada yaşamasını mümkün kılan ve İran halkının geleceği belirleme imkânını eline veren siyasi bir çözüm ortaya çıkabilsin" ifadelerini kullandı.
İsrail güçlerinin başkent Beyrut olmak üzere Lübnan’a yönelik saldırılarına ilişkin bir soruya cevap veren Barrot, gelişmeler nedeniyle endişeli olduklarını belirtti. Fransız Bakan, "Lübnan ve İsrail hükümetlerini, bu tırmanışı sona erdirmek ve kalıcı bir siyasi çözüm bulmak için mümkün olan en kısa sürede yapıcı çözümler bulmaya çağırdık. Öncelik Lübnan ve İsrail hükümetleri arasında en üst düzeyde görüşmelerin başlatılması ve böylece ateşkesin temellerinin atılması ve Hizbullah’ın silahsızlandırılması olmalıdır" şeklinde konuştu.
Orta Doğu’da yaşanan gelişmelerin Almanya ve Fransa’nın Ukrayna’nın yanında durmasına engel olamayacağını ifade eden Fransız Bakan, "Bu durum karşısında, Ukrayna’nın askeri ve mali dayanıklılığını güçlendirmek ve adil bir barış için fırsatları korumak amacıyla çabalarımızı sıkı bir şekilde koordine etmeye devam edeceğiz" dedi.





