ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu Karakas’ta düzenlenen bir operasyonla kaçırması, Washington’un yabancı topraklarda rejim değişikliğine yönelik müdahalelerinin son halkası olarak kayda geçti.
Popüler Gazete'nin Daniel Tester imzalı analizden aktardığına göre propagandalardan, askeri darbelere, suikastlardan doğrudan işgallere uzanan bu yöntemler, çoğu zaman “güvenlik”, “ekonomik çıkarlar” ya da “yargı” gerekçeleriyle meşrulaştırıldı.
1945 sonrası süper güç konumuna yükselen ABD, rejim değişikliğini küresel ölçekte uygulayabilecek kapasiteye ulaştı.
Demokratik yollarla seçilen Başbakan Muhammed Musaddık, İran Şahı Rıza Pehlevi ile yapılan anlaşma gereği İngiltere'nin kontrolünde olan petrolü millileştirdi.
ABD ve İngiltere de gizlice İran ordusunu destekledi. Bu ordu da yüzlerce kişinin ölümüne ve sonunda Musaddık'ın devrilmesine yol açan çatışmalarda hükümet karşıtı sokak çetelerini destekledi.
Musaddık vatana ihanetten mahkum edildi ve 1967'deki ölümüne kadar ev hapsinde tutuldu. Destekçilerinin çoğu idam edildi.
Darbe sonrasında petrol millileştirme planı iptal edildi ve Şah, 1979'da devrilene kadar Batı yanlısı, tek partili bir devlet yönetti
CIA yıllar sonra rolünü kabul etti.
Toprak reformlarıyla United Fruit Company’nin çıkarlarını zedeleyen Jacobo Arbenz, CIA destekli bir operasyonla devrildi ve sürgüne gönderildi.
Yerine ABD müttefiki general Carlos Castillo Armas geçti ve yabancı yatırımcılara toprak ve imtiyazları geri verildi.
Ardından gelen askeri diktatörlükler, on yıllar süren iç savaşa ve yerli Maya halkına yönelik ağır insan hakları ihlallerine yol açtı.
Kongo (şimdiki adıyla Demokratik Kongo Cumhuriyeti), 1960'ta Belçika'dan bağımsızlığını kazanmasının ardından ilk başbakanı olarak pan-Afrikacı Patrice Lumumba'yı seçti.
Bağımsızlığın ardından tarafsız bir çizgi izlemek isteyen Lumumba, Sovyetlerle temasları gerekçe gösterilerek hedef alındı.
CIA destekli süreç sonunda Lumumba öldürüldü.
ABD, Güney Vietnam lideri Ngo Dinh Diem’i, artan iç muhalefet ve savaşın seyri nedeniyle “yük” olarak gördü.
1963’teki darbede suikasta uğrayan Diem’in ardından Washington, Vietnam Savaşı’nı tırmandırdı.
ABD'nin 1975'te yenilgiyle geri çekilmesinden önce 58 binden fazla ABD askeri ve tahminen üç milyon Vietnamlı öldü.
1964'te Brezilya, mütevazı toprak reformunu destekleyen ve komünistlerin sendikalara ve hükümete katılımına müsamaha gösteren solcu bir milliyetçi olan Brezilya Devlet Başkanı Joao Goulart tarafından yönetiliyordu.
Goulart, Brezilya'nın komünist etki altına girebileceğinden endişe eden ABD’nin teşviki ve askeri desteğiyle devrildi.
Yerine geçen askeri rejimler ekonomik büyüme yaşasa da işkence, kayıplar ve siyasi cinayetlerle anıldı.
Endonezya milliyetçiliğinin kurucu babası Sukarno’nun Bağlantısızlar Hareketi çizgisi ve komünistlere hoşgörüsü, Washington’da rahatsızlık yarattı.
Washington, Sukarno'nun Endonezya Komünist Partisi'ne uzun süredir gösterdiği hoşgörüden, komünist Çin ile kurduğu ittifaktan ve eski sömürge işletmelerini millileştirme girişimlerinden endişe duyuyordu.
1965’teki olayların ardından Suharto’nun önünü açan tasfiyelerde 500 bin ila 1 milyon kişi öldürüldü.
Gizliliği kaldırılan belgeler, CIA’nın ölüm mangalarına listeler sağladığını ortaya koydu.
Salvador Allende’nin bakır endüstrisini millileştirmesi, Nixon yönetimini harekete geçirdi.
CIA destekli darbe 11 Eylül 1973’te Allende’nin ölümüyle sonuçlandı.
Pinochet döneminde neoliberal reformlar uygulanırken binlerce kişi işkence gördü ve öldürüldü.
Grenada, 1974'teki bağımsızlığına kadar İngiliz kolonisiydi, daha sonra ise İngiliz Milletler Topluluğu'nun bir parçası olarak kaldı.
1979'da devrimci komünist Maurice Bishop, geniş destek gören bir darbeyle iktidarı ele geçirdi.
SSCB ve Küba ile bağları güçlendiren Bishop, bir darbeyle görevden alındı ve idam edildi.
Bunun ardından ABD, Karayip ülkelerinin de desteğiyle adayı işgal etti.
Operasyon kısa sürdü ancak sivil kayıplar ve diplomatik krizlere yol açtı.
Bu işgal, Grenada'nın İngiliz Milletler Topluluğu üyesi olmasına rağmen ABD'nin planlarından önceden haberdar edilmeyen İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher'ı öfkelendirdi. Reagan daha sonra telefonla özür diledi.
1989'da ABD, eski müttefiki Panama Devlet Başkanı Manuel Noriega'nın uyuşturucu kaçakçılığı da dahil olmak üzere suç faaliyetlerine karıştığını iddia etti.
Washington ayrıca Panama Kanalı'na ev sahipliği yapan Panama'yı uzun zamandır stratejik öneme sahip bir ülke olarak görüyordu.
Eski müttefik Noriega, uyuşturucu suçlamalarıyla hedef alındı.
ABD işgali yüzlerce sivilin ölümüyle sonuçlandı. Noriega yakalanıp ABD’de yargılandı.
11 Eylül saldırılarının ardından Irak, El Kaide ile bağlantılı olmakla ve kitle imha silahlarına sahip olmakla suçlandı.
Kitle imha silahları iddiasıyla başlatılan işgal, Saddam Hüseyin’in devrilmesini sağladı ancak ülkeyi uzun süreli kaosa sürükledi.
IŞİD’in ortaya çıkışı, müdahalenin beklenmeyen sonuçlarından biri oldu.
ABD, Irak hükümetini desteklemek amacıyla Irak'ta hala az sayıda asker ve üs bulunduruyor.
Haiti, 1915'ten 1934'e kadar süren işgal dönemi de dahil olmak üzere, ABD önderliğindeki rejim değişikliklerine birkaç kez maruz kaldı.
Demokrasi yanlısı bir figür olan Jean-Bertrand Aristide, kemer sıkmaya direndiği ve Fransa’dan tazminat talep ettiği dönemde devrildi.
Aristide, ABD tarafından sürgüne gönderildi. Ülke, o tarihten bu yana istikrarsızlık yaşıyor.
Dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip Venezuela, on yıllardır ABD baskısının hedefinde.
2002’de Hugo Chavez’e yönelik başarısız darbe girişimi, 2019’da muhalif Juan Guaido’nun ülkenin başkanı olarak tanınması ve 2020’de paralı asker planı sonuç vermedi.
2024’te Washington, Maduro’nun seçim zaferini tanımayarak sürgündeki muhalif adayı destekledi.
Mart 2020'de Trump, Maduro'yu ilk kez ABD'ye uyuşturucu sokmakla suçladı.
3 Ocak 2026’da ise ABD, Maduro ile eşini kaçırdı.
ABD yönetimi, “uyuşturucu terörizmi” ve silah suçlamalarını gerekçe gösterirken, Trump, Venezuela’dan “çalındığını” iddia ettiği milyarlarca dolarlık petrolün geri alınacağını açıkladı.
Trump'ın rejim değişikliği yapma konusunda sık sık dile getirdiği İran, Küba ya da Kolombiya gibi ülkelerin bu listede yer alıp almayacağı belirsizliğini koruyor.